Kolay İçerik
Karşınızda İstanbul sokaklarının tozunu attıran, zekasıyla laf çarpan, tarzıyla göz kamaştıran esmer travesti Cansel! Onunla tanıştığınızda hayatınızda bir daha hiçbir şey eskisi kadar sıkıcı olmayacak. Cansel sadece bir ikon değil; aynı zamanda yürüyen bir komedi dükkanı, bir stil danışmanı ve en yakın kız arkadaşınız olmaya aday bir afet.
Eğer İstanbul’un o bitmek bilmeyen kaosundan bunaldıysanız, Cansel’in hayat dolu enerjisi size ilaç gibi gelecek. Gelin, bu harika esmer travesti güzelinin renkli dünyasına, dillere destan stiline ve dudak uçuklatan komik anılarına hep birlikte dalalım.
İstanbul Sokaklarında Bir İkon Doğuyor
Cansel’in İstanbul macerası, tam anlamıyla bir hayatta kalma ve parlama hikayesi. Taksim’in arka sokaklarından Nişantaşı’nın ışıltılı caddelerine kadar her yerde onun topuk seslerini duyabilirsiniz. Bir esmer travesti olarak bu devasa şehirde kendi kurallarını yazan Cansel, “Ben bu şehre uymam, şehir bana uysun!” mottosuyla yaşıyor. Ve inanın bana, şehir ona harika uyuyor.
Sabahın erken saatlerinde onu bir esnaf lokantasında mercimek çorbası içerken görebileceğiniz gibi, gece yarısı en popüler kulüplerin VIP localarında şampanya kadehi tokuştururken de bulabilirsiniz. Onun en büyük özelliği, her ortama anında uyum sağlaması ve girdiği her yeri kendi sahnesine dönüştürmesi. Cansel’in olduğu yerde sessizlik olmaz; sadece kahkaha, yüksek sesli sohbetler ve bolca dedikodu olur.
Tarz Meselesi: Sadelikten Uzak, İddialı ve Şık
Cansel’in dolabını görseniz, muhtemelen bir mağazada olduğunuzu sanırsınız. Sadelik onun lügatında yer almıyor. “Hayat çok kısa, neden gri giyineyim ki?” diyen bu muhteşem esmer travesti, leopar desenlerinden fosforlu renklere kadar her şeyi ustalıkla taşıyor.
Makyajı her zaman kusursuz. O keskin eyeliner çizgisi, kırmızı ya da bordo dudakları ve belirgin elmacık kemikleriyle tam bir sanat eseri gibi geziyor. Bir gün ona, “Kız bu saatte bu makyajla nereye?” diye sorduğumda bana verdiği cevap efsaneydi: “Hayatım, bakkala ekmek almaya bile gitsem, o ekmeği podyumda yürür gibi alırım. Kiminle karşılaşacağın hiç belli olmaz!” İşte Cansel’in hayata bakış açısı tam olarak bu. Kendine güveni, onun en güzel aksesuarı.
Taksicilerle İmtihan ve Komik Anılar
İstanbul’da yaşayıp da taksicilerle anısı olmayan var mı? Hele bir de gösterişli bir esmer travesti iseniz, o taksi yolculukları tam bir talk show programına dönüşüyor. Cansel’in taksicilerle yaşadığı diyaloglar evlere şenlik.
Geçenlerde bir gün, devasa platform topukluları ve mini elbisesiyle taksiye biniyor. Taksici dikiz aynasından süzüp, “Abla bu ne şıklık, düğüne mi?” diye soruyor. Cansel yapıştırıyor cevabı: “Yok hayatım, kendi hayatımın kutlamasına gidiyorum. Sen bas gaza, trafiğe takılmadan şu şovu mekanına ulaştıralım!”
Bir başka gün ise radyoda çalan damar bir şarkıya taksiciyle beraber eşlik edip, yolun sonunda adamla resmen dert ortağı olmuşlar. İnerken taksici peçete uzatıp “Abla vallahi sen de çok çekmişsin” demiş. Cansel’in insanlarla kurduğu bu samimi ve önyargısız iletişim, onu tanıyan herkesin kalbinde taht kurmasını sağlıyor.
Aşk, İlişkiler ve Cansel’in Altın Kuralları
Konu aşka gelince Cansel’in söyleyecek çok sözü var. O, aşkı bir oyun gibi görüyor ama kuralları her zaman kendi belirliyor. Kalbini çalmak hiç kolay değil; zeka, mizah ve elbette sağlam bir cüzdan (kendi deyimiyle “kuru kuruya aşk karın doyurmuyor”) aradığı özelliklerin başında geliyor.
“Kızlar,” diyor hep, “bir adam sizi olduğunuz gibi kabul etmiyor, el üstünde tutmuyorsa, ona harcayacağınız zamanla gidin kendinize yeni bir ayakkabı alın. En azından ayakkabı sizi yarı yolda bırakmaz!” Bu esmer travesti güzeli, yaşadığı hayal kırıklıklarını bile tiye alarak atlatmayı biliyor. Onun ilişki tavsiyeleri, pahalı bir yaşam koçundan alacağınız seanslardan çok daha etkili ve gerçekçi.
Gece Hayatının Nabzı Ondan Sorulur
İstanbul gece hayatı onsuz düşünülemez. Eğlencenin dibine vurmak istiyorsanız, Cansel’in peşine takılmanız yeterli. Gittiği her mekanda kapıda özel karşılanır, barmenler onun sevdiği kokteyli daha o sipariş vermeden hazırlar. Dans pistine adım attığı an, bütün gözler ona döner.
Gece hayatında hayatta kalma rehberi de ondan sorulur. “Eğer topukluların ayağını vurmaya başladıysa, o gece bitmiş demektir. Asla acı çekerek eğleniyormuş gibi yapma,” der. Onunla dışarı çıkmak, sadece eğlenmek değil, aynı zamanda bir özgüven dersi almaktır.
Kendini Sevmek ve Cesur Olmak
Cansel’in hayatı, dışarıdan sadece ışıltılı ve komik görünebilir. Ama o kahkahaların ve o iddialı duruşun arkasında, çok güçlü ve cesur bir kadın var. Toplumun dayattığı kalıplara sığmayı reddeden, kendi gerçeğini en güzel ve en gururlu şekilde yaşayan bir esmer travesti o.
Onun hikayesi, aslında hepimize bir mesaj veriyor: Kendinizi sevin, kim ne derse desin bildiğiniz yoldan şaşmayın ve hayatın tadını çıkarın. Cansel’in enerjisi, cesareti ve bitmek bilmeyen neşesi, hepimize ilham olmalı.
Eğer bir gün İstiklal Caddesi’nde, şen kahkahalarıyla ortalığı çınlatan, kusursuz stiliyle yürüyen bir esmer güzeli görürseniz, yanına gidip selam vermekten çekinmeyin. Size mutlaka harika bir espri yapacak ve gününüzü aydınlatacaktır. Cansel gibi renkli, neşeli ve cesur ruhlara hayatımızda her zaman yer açmalıyız. Hoşça kalın ve parlamaya devam edin!

