travesti otel istanbul

Travesti Otel: Özgürlük Sarayları mı Yoksa Ev Rahatlığı mı?

Merhaba gecelerin, gündüzlerin ve aradaki o gri saatlerin muhteşem insanları! İstanbul’un tozu dumanı arasında, topuklu ayakkabılarımızın ritmiyle şehri arşınlarken hepimizin aklında o kadim soru beliriyor: “Ben bu gece nerede sultanlar gibi yaşarım?”

Evet, konumuz barınma, konaklama, kafa dinleme… Ama öyle emlakçı ağzıyla değil, bizim dilimizden konuşacağız. Hepimizin bir dönem aklını kurcalayan, bazen valiz elimizde Beyoğlu sokaklarında bizi filozof yapan o ikilemi masaya yatırıyoruz: Travesti otel maceraları mı, yoksa “bülbülü altın kafese koymuşlar, yine de vatanım demiş” misali kendi evimiz mi?

Hazırsanız, bir elinizde kahveniz (veya şarabınız, yargılamıyoruz), diğer elinizde telefonunuz; başlayalım dedikoduya!

Otellerin Cazibesi: Bir Gecelik Prenseslik Masalı

Öncelikle şunu kabul edelim, otel denince insanın aklına hemen o bembeyaz çarşaflar, kapıya asılan “Rahatsız Etmeyin” kartları ve en önemlisi; odayı kimsenin toplamasına gerek kalmaması geliyor. Bir travesti otel arayışı aslında sadece bir yatak arayışı değil, bir kaçış planıdır çoğu zaman.

1. Temizlik Derdi Yok, Tasası Yok

Kızlar, dürüst olalım. Hangimiz makyaj masasının üzerindeki o toz zerrecikleriyle savaşmayı seviyoruz? Oteldeysen, dünya yansa umurunda değil. Odaya giriyorsun, her şey jilet gibi. Çıkarken arkanı toplamak zorunda değilsin (tabii medeni bir insan olarak ortalığı savaş alanına çevirmemek şartıyla). Oda servisi denen o büyülü icat, bir telefonla sana kraliçeler gibi hissettiriyor. “Alo, resepsiyon mu? Bana oradan acil bir kulüp sandviç, turşusu bol olsun!” diyebilmenin hazzı paha biçilemez.

2. Anonim Olmanın Dayanılmaz Hafifliği

Bazen insan “kimse beni tanımasın, kimse bana karışmasın” modunda oluyor. İşte o anlarda doğru seçilmiş bir otel, senin gizli kalen olabilir. Komşu teyzelerin “Ay bu saatte mi geldin?” bakışları yok. Kapıcı Rıza Efendi’nin “Abla yine mi kargo?” soruları yok. Sadece sen, anahtar kartın ve o sessiz koridorlar var. İstanbul gibi bir kaosun ortasında bu anonimlik, bazen en lüks spa terapisinden daha iyi gelebilir.

3. Konum, Konum, Konum!

Eğer İstanbul’da yaşıyorsan, trafiğin ne demek olduğunu bilirsin. Bazen bir yere gitmek, kıtalararası yolculuktan daha uzun sürüyor. İşte travesti otel seçeneklerinin en büyük artısı, genellikle aksiyonun tam göbeğinde olmaları. Taksim’de bir gece geçirdikten sonra, taksi bulma çilesi çekmek yerine, topuklarını tıkırdatarak beş dakika içinde yatağına kavuşmak… İşte buna “stratejik konumlanma” denir tatlım!

Evin Sıcaklığı: Kendi Kalenin Kraliçesi Olmak

Gelelim madalyonun diğer yüzüne. Oteller güzel, hoş ama evin yerini tutabilir mi? O kendi seçtiğin perdeler, o yumuşacık koltuğun, o buzdolabının kapağını açtığında sana gülümseyen (veya boş boş bakan) raflar…

1. Benim Kurallarım, Benim Krallığım

Evde resepsiyonist yok. Kimlik sorma derdi yok. “Odanıza misafir alamazsınız” diyen asık suratlı görevliler yok. Kendi evinde kuralları sen koyarsın. İstersen gece 3’te müzik açıp (komşuları çıldırtmadan) dans et, istersen bütün gün pijamayla gez. O özgürlük hissi, en lüks otel lobisinde bile bulunmaz. Kendi alanını yaratmak, duvarlarını istediğin renge boyamak, o aynayı tam da ışığın en güzel vurduğu yere asmak… Bunlar bir travesti için sadece dekorasyon değil, varoluşsal bir zaferdir.

2. Maliyet Meselesi: Cüzdanı da Düşünmek Lazım

Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım. İstanbul’da otel fiyatları bazen insanın tansiyonunu fırlatabiliyor. Sürekli otelde kalmak, ancak bir petrol şeyhinin kızıysanız sürdürülebilir bir yaşam tarzı olabilir. Ev kirası, faturalar falan derken başta göz korkutucu gelse de, uzun vadede kendi evin her zaman daha ekonomiktir. O parayla kendine kaç tane yeni peruk, kaç tane şahane elbise alırsın bir düşün!

3. Gardırop Sorunsalı

Bir kraliçenin en büyük hazinesi nedir? Tabii ki gardırobu! Otel odalarındaki o minicik dolaplara bizim kostümlerin sığması mümkün mü? Asla! Ama evde… Ah o evde, gerekirse bir odayı komple giyinme odasına çevirirsin. Ayakkabılarını sergilersin, takılarını yayarsın. Otelde valizden yaşamak bir süre sonra “göçebe ruhlu sanatçı” havasından çıkıp “perişan oldum ayol” havasına bürünebilir.

Peki, Hangisi Daha İyi? Büyük Karşılaşma

Şimdi diyeceksiniz ki, “Abla kafamızı karıştırdın, sadede gel.” Haklısınız. Aslında bu sorunun tek bir cevabı yok. Her şey o anki ruh haline, cüzdanının durumuna ve ne aradığına bağlı.

Eğer kısa süreli bir kaçamak, bir değişiklik, biraz şımartılmak istiyorsan; travesti otel konseptine uygun, bizi yargılamayan, kapısında “hoş geldiniz” derken göz devirmeyen mekanlar harika bir seçenek. Özellikle İstanbul’a dışarıdan gelen arkadaşlarımız için, güvenilir bir otel bulmak altın değerinde.

Ama uzun vadeli huzur, “burası benim kalem” deme ihtiyacı ve aidiyet hissi için evin yerini hiçbir şey tutamaz. Kendi yatağının kokusu, kendi yastığının yumuşaklığı… Bunlar parayla satın alınamayan lükslerdir.

Travesti Otel Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?

Diyelim ki kararını verdin ve “bu hafta sonu kendimi otelde şımartacağım” dedin. Harika! Ama balıklama atlamayalım. İşte dikkat etmen gereken altın kurallar:

  1. Referans Candır: İnternetteki süslü fotoğraflara hemen kanma. Bizim camia birbirini bilir. Arkadaşlarına sor, “Kız, şurada kalan oldu mu? Nasıldır?” diye. En doğru bilgi, o yatakta yatmış olandan gelir.
  2. Konum Güvenliği: Otelin bulunduğu sokak nasıl? Gece girip çıkarken tedirgin olacak mısın? “Ay çok ucuzmuş” deyip şehrin en tekinsiz arka sokağında bir yere rezervasyon yapma sakın. Can güvenliğimiz her şeyden önemli.
  3. Personel Yaklaşımı: Bu biraz şans işi ama rezervasyon yaparken telefonla konuşup bir nabız yokla. Ses tonları nasıl? Kaba saba mı, yoksa profesyonel mi? Bize “öcü” muamelesi yapacak yerlerden uzak durun. Paranızla rezil olmayın.

Komik Bir Anı: “Burası Aile Oteli Beyefendi!”

Bakın size başımdan geçen trajikomik bir olayı anlatayım da neşemiz yerine gelsin. Yıllar önce, daha çömezim, İstanbul’u yeni yeni keşfediyorum. Bir arkadaşımla tatile çıkacağız, internetten harika manzaralı bir yer bulduk. Gittik, resepsiyona girdik. Ben o zamanlar biraz daha, nasıl diyeyim, “gösterişli” giyiniyorum. Leopar desenli bir bavul, kocaman güneş gözlükleri…

Resepsiyondaki çocuk bize baktı, biz ona baktık. Sessizlik oldu. Sonra çocuk yutkundu ve o efsane cümleyi kurdu: “Efendim, rezervasyonunuz var ama burası… şey… aile oteli.”

Ben de gözlüğümü hafifçe indirdim, “Tatlım, biz de zaten yetimhane kaçkını değiliz, birbirimizin ailesiyiz!” dedim. Tabii odayı vermediler, kavga dövüş çıktık ama sonrasında gittiğimiz o salaş pansiyonda geçirdiğimiz geceyi hiçbir “aile oteli”ne değişmem. Demem o ki, bazen “aile oteli” takıntısı olan yerler aslında en sıkıcı yerlerdir. Bize bizi seven, bizi biz olduğumuz için kabul eden yerler lazım.

Kalbin Neredeyse Evin Orasıdır

İster beş yıldızlı bir otelin kral dairesinde ol, ister 1+1 dairenin salonunda çekyatta yat; önemli olan senin kendini nasıl hissettiğindir. Mekanlar sadece dekordur, asıl şov sensin bebeğim!

Eğer travesti otel aramalarında kaybolduysan, kendine şunu sor: “Şu an en çok neye ihtiyacım var? Hizmet edilmeye mi, yoksa kendi alanıma mı?” Cevap zaten içinde saklı.

Unutma, İstanbul kocaman bir sahne ve biz bu sahnenin en renkli, en ışıltılı oyuncularıyız. Nerede uyursan uyu, sabah uyandığında aynaya bakıp “Günaydın fıstık!” demeyi ihmal etme. Çünkü senin enerjin, kaldığın yeri saraya da çevirir, harabeye de.

Haydi şimdi gidin ve gecenin tadını çıkarın. İster otel lobisinde cool cool takılın, ister evde pijamalarınızla dedikodu yapın. Seçim sizin, keyif sizin!

Öpüldünüz, hem de en kırmızısından! 💋

Scroll to Top