Şişli Travestileri: O Işıltılı Dünyanın Perde Arkası
İstanbul… Yedi tepesi, boğazı, tarihi dokusu ve bitmek bilmeyen enerjisiyle adeta yaşayan bir organizma. Ama bu şehrin bir de geceleri atan, spot ışıklarının aydınlatamadığı, neonların ise adeta birer yıldız gibi parladığı arka sokakları var. İşte o sokakların en renkli, en cesur ve en eğlenceli sakinleri, yani Şişli travestileri ile tanışma vaktiniz geldi. Şimdiden uyarayım, bu yazı klişelerden, acındırmalardan ve sıkıcı tanımlamalardan fersah fersah uzakta. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü Şişli’nin kalbine, kahkahaların ve topuklu ayakkabı seslerinin birbirine karıştığı o büyülü dünyaya doğru yola çıkıyoruz!
Peki, neden Şişli? Neden bu semt, İstanbul’un trans kimliğinin ve eğlence hayatının atan kalbi haline geldi? Cevap aslında çok basit: Şişli, her zaman bir kesişim noktası olmuştur. Modern iş merkezleriyle eski apartmanların, lüks mağazalarla salaş esnaf lokantalarının, koşuşturan beyaz yakalılarla mahallelinin iç içe geçtiği bir yer. Bu kaotik ama bir o kadar da kucaklayıcı doku, farklılıklara her zaman yer açmıştır. İşte Şişli travestileri de bu dokunun en parlak ipliklerinden biri olarak semtin ruhuna işlenmiştir. Onlar sadece geceleri ortaya çıkan figürler değil, aynı zamanda bu semtin gündelik hayatının, bakkalının, manavının, kuaförünün bir parçasıdır.
Şimdi gelin, o meşhur “arka sokak” efsanesini biraz deşelim. Filmlerde gördüğümüz o karanlık, tekinsiz yerleri unutun. Şişli’nin arka sokakları, aslında hayatın ta kendisidir. Gündüzleri kedilerin miskinlik yaptığı, çocukların top oynadığı bu sokaklar, gece olduğunda dev bir sahneye dönüşür. Her pencereden sızan loş ışıklar, her köşe başından gelen müzik sesi ve tabii ki o meşhur, kendinden emin topuk tıkırtıları… İşte bu tıkırtılar, gecenin başladığının ve kraliçelerin sahneye çıktığının habercisidir.
Peruklar Hazır, Makyajlar Tamam: Geceye Hazırlık Ritüeli
Bir Şişli travestisinin geceye hazırlanma süreci, adeta bir sanatçının performans öncesi hazırlığı gibidir. Bu sadece bir makyaj yapma ya da elbise giyme eylemi değildir; bu bir dönüşüm, bir yaratım sürecidir. O an, gündelik hayatın tüm sıradanlığı kapının ardında bırakılır ve sahne kimliği, yani o parıldayan, özgüvenli ve esprili karakter ortaya çıkar.
Ayna karşısında geçirilen saatler, sadece kusursuz bir görünüm elde etmek için değildir. O ayna, aynı zamanda bir sırdaştır. Fondötenin her bir darbesiyle deriye sadece renk değil, cesaret de sürülür. Eyeliner’ın o keskin çizgisi, sadece gözleri belirginleştirmez, aynı zamanda dünyaya “İşte buradayım ve senden korkmuyorum!” mesajını verir. Rujun o parlak kırmızısı, dudaklara sadece bir renk katmaz, aynı zamanda söylenecek her bir esprili lafın, atılacak her bir kahkahanın habercisidir.
Peruk seçimi ise apayrı bir seremonidir. Sarışın mı, esmer mi, kızıl mı? Uzun ve dalgalı mı, yoksa kısa ve küt mü? Her peruk, o gece bürünülecek ruh halinin bir yansımasıdır. Ve tabii ki kıyafetler… Payetler, tüller, derin yırtmaçlar ve göz alıcı dekolteler… Bu kıyafetler sadece birer kumaş parçası değildir; onlar birer zırh, birer özgürlük beyanıdır. Şişli travestileri için giyim, kimliklerini ifade etmenin en güçlü ve en renkli yoludur. Bu hazırlık süreci, aslında gecenin kendisi kadar önemli ve anlamlıdır. Çünkü asıl şov, daha kapıdan çıkmadan, o ayna karşısında başlar.
Arka Sokak Muhabbetleri: Kahkaha ve Bilgelik Bir Arada
Şişli’nin arka sokaklarında hayat, sadece eğlence ve partiden ibaret değildir. Burada, derin bir dayanışma kültürü ve hayata dair inanılmaz bir bilgelik de vardır. Birbirlerine “abla,” “kız,” “bebişim” diye hitap eden bu insanlar, aslında seçilmiş bir ailedir. Dışarıdaki dünyanın yargılayıcı bakışlarına karşı birbirlerine kalkan olurlar.
Bir apartman dairesinde toplanılıp içilen kahvelerin, edilen dedikoduların tadı başkadır. O sohbetlerde sadece günün kritiği yapılmaz, aynı zamanda dertler paylaşılır, çözümler bulunur. Biri ev sahibine mi takılmış? Hemen bir akıl verilir. Birinin canı mı sıkkın? En absürt şakalarla kahkahalara boğulur. Bu sohbetler, çoğu zaman en pahalı terapi seansından daha etkilidir. Çünkü burada sizi anlayan, sizinle aynı yollardan geçmiş insanlar vardır.
Bu muhabbetlerin dili de kendine özgüdür. Argoyla harmanlanmış, zeka dolu espriler havada uçuşur. Hayatın en acı gerçekleri bile bir kahkahanın ardına gizlenerek anlatılır. Bu, bir savunma mekanizmasıdır belki de. Gülmek, ayakta kalmanın, direnişin en keyifli yoludur. Şişli travestileri bu sanatı o kadar iyi icra ederler ki, onlarla geçireceğiniz beş dakika, size hayatı sorgulatırken aynı zamanda karın kaslarınızı ağrıtacak kadar güldürebilir. Onların dünyasında acı da gerçektir, neşe de… Ve ikisi de en saf, en filtresiz haliyle yaşanır.
Müşteri mi, Arkadaş mı? O İnce Çizgideki İlişkiler
Elbette, Şişli’deki gece hayatının bir de ticari boyutu var. Ancak burada bile ilişkiler, o bilindik soğuk “müşteri-hizmet veren” kalıbının dışına taşar. Gecenin ilerleyen saatlerinde, bir taksinin içinde ya da bir mekanın loş ışıkları altında başlayan sohbetler, çoğu zaman beklenmedik dostluklara evrilebilir.
Gelen insanlar sadece fiziksel bir arayış içinde değildir. Birçoğu aslında dinlenilmek, anlaşılmak ve yargılanmadan sohbet etmek ister. Gün boyu taktıkları “ciddi adam,” “başarılı iş insanı,” “sorumlu aile babası” maskelerini bir kenara bırakıp, sadece kendileri olmak isterler. İşte Şişli travestileri, bu konuda inanılmaz bir yeteneğe sahiptir. Doğuştan birer psikolog gibidirler. Karşısındakinin ruh halini anında sezer, neye ihtiyacı olduğunu bilirler. Bazen sadece komik bir anı anlatarak, bazen de sadece sessizce dinleyerek o kişiye aradığı şeyi verirler: İnsani bir temas.
Bu ilişkilerde sınırlar bellidir ama o sınırların içinde samimiyet hep vardır. Birçok insan, yıllarca aynı kişilerle görüşür, onların dertlerini dinler, kendi dertlerini anlatır. Bu, para ile satın alınamayacak bir bağdır. Bu yüzden Şişli’nin kraliçeleri, sadece gecelerin değil, aynı zamanda birçok yalnız kalbin de sırdaşıdır. Onlar, İstanbul’un devasa yalnızlığında, birçok insana küçük bir anlığına da olsa “anlaşıldığını” hissettiren modern zaman bilginleridir.
Zorluklar ve Direniş: Parıltının Ardındaki Gerçekler
Bu kadar kahkahanın, parıltının ve eğlencenin ardında, elbette hayatın sert gerçekleri de var. Toplumsal baskı, ayrımcılık, şiddet riski ve ekonomik zorluklar, bu ışıltılı dünyanın karanlık yüzünü oluşturuyor. Her gün dışarıya adım atarken karşılaştıkları yargılayıcı bakışlar, fısıltılar ve bazen de açıkça dile getirilen hakaretler, onların hayatının bir parçası.
Ancak Şişli travestileri, kurban rolünü oynamayı reddeden bir ruha sahiptir. Onlar, yaşadıkları her zorluğa karşı daha da güçlenerek, daha da parlayarak cevap verirler. Mizah, onların en güçlü silahıdır. Kendilerine yöneltilen nefreti, zekice bir espriyle savuşturma konusunda ustadırlar. Dayanışma, onların en sağlam kalesidir. Bir arkadaşlarının başına bir şey geldiğinde, anında tek bir vücut olup onun yanında dururlar.
Bu direniş, sadece bireysel bir hayatta kalma mücadelesi değildir. Bu aynı zamanda politik bir duruştur. Onların varlığı, toplumun dayattığı ikili cinsiyet kalıplarına, ahlakçı dayatmalara ve tektipleştirme çabalarına bir başkaldırıdır. Her bir topuklu ayakkabı vuruşu, aslında yerleşik normlara vurulmuş bir darbedir. Her bir kahkaha, karanlığa sıkılmış bir ışıktır. İşte bu yüzden onlar, sadece eğlence figürleri değil, aynı zamanda İstanbul’un en cesur ve en görünür aktivistleridir.
Şişli’nin Ruhu: Onlarsız Bir Semt Düşünülemez
Günün sonunda, Şişli travesti kızlar bu semtin ayrılmaz bir parçasıdır. Onlar, Şişli’nin beton binaları arasına sıkışmış ruhudur. Onlar, bu semtin en gri gününe bile renk katan, en sessiz gecesine bile kahkaha getirenlerdir. Bir semti “semt” yapan şey sadece binaları ya da caddeleri değil, içinde yaşayan insan hikayeleridir. Şişli’nin hikayesi de onlarsız yazılamaz.
Eğer bir gün yolunuz Şişli’nin arka sokaklarına düşerse, korkmayın, çekinmeyin. Ön yargılarınızı bir kenara bırakın ve sadece bakın. Göreceğiniz şey, filmlerdeki karikatür karakterler değil, etten kemikten insanlar olacak. Kendi hayalleri, korkuları, sevinçleri ve hüzünleri olan insanlar… Belki bir köşe başında bir kahkaha duyacaksınız, belki iki lafın belini kıran bir gruba denk geleceksiniz. O an durup bir selam vermekten çekinmeyin. Emin olun, karşılığında alacağınız sıcak bir gülümseme ve belki de hayatınız boyunca unutamayacağınız bir sohbet olacaktır.
Çünkü Şişli’nin kraliçeleri, bize hayatın ne kadar renkli, ne kadar çeşitli ve ne kadar cesurca yaşanabileceğini hatırlatır. Onlar, kendin olmanın en parlak, en şatafatlı ve en eğlenceli manifestosudur. İstanbul’u İstanbul yapan da biraz bu değil midir zaten? Her köşesinde sizi şaşırtan, size yeni bir hikaye anlatan bu kaotik ama büyüleyici ruh… Ve Şişli travestileri, bu ruhun en has, en parıltılı temsilcileridir.