Hoş geldiniz ! Bugün size öyle bir hikaye anlatacağım ki, hem gülecek hem de “Ay kız, vallahi ben de aynısını yaptım!” diyeceksiniz. Kahvenizi, çayınızı kapın, hatta varsa bir kadeh şarabınızı doldurun; çünkü konumuz derin ama bir o kadar da eğlenceli. Bugünün yıldızı, Şişli sokaklarının tozunu attıran, topuklularının sesi Maçka’dan duyulan o meşhur isim: Şişli travesti Ahu.
Evet, yanlış duymadınız. Ahu’nun hayatı dışarıdan bakıldığında pırıltılı taşlar, uzun kirpikler ve bitmeyen bir gece hayatı gibi görünebilir. Ama kazın ayağı öyle mi? Tabii ki değil! Her güzelin bir kusuru, her kraliçenin de bir “Ah ulan, keşke yapmasaydım” dediği anlar vardır. Bugün Ahu’nun o meşhur pişmanlıklarını masaya yatırıyoruz. Hazırsanız kemerlerinizi bağlayın, Şişli’nin arka sokaklarına, kuaför koltuklarına ve taksi duraklarına doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.
Kolay İçerik
1. O Sarı Peruk Vakası: Bir Sarışınlık Sevdası
Ah be Ahu, ah be kuzum… Hepimizin hayatında bir “sarışın olma” dönemi vardır, değil mi? Hani o kuaförün koltuğuna oturursun, elinde Marilyn Monroe fotoğrafıyla “Beni buna benzet” dersin, ama sonuç daha çok “elektrik çarpmış civciv” olur. İşte Şişli travesti Ahu da bu hataya düştü. Hem de ne düşmek!
Yıl bilmem kaç, Ahu tutturdu “Ben platin sarısı olacağım, Şişli yanacak!” diye. Kuaför Nalan (ki kendisi dedikodunun başkentidir) “Kızım senin kaşın gözün kara, gel etme eyleme” dedi ama dinleyen kim? Bizim Ahu, inatçı keçi. Sonuç ne mi oldu? Saçlar yandı, kafa derisi tahriş oldu ve Ahu o hafta dışarıya sadece şapkayla çıkabildi. O dönemde Şişli’de “Şapkalı Ahu” diye bir efsane dolaşıyordu, meğer sebebi stil değil, tamamen yanık saçlarmış!
Ahu’nun bu konudaki pişmanlığı büyük. “Şimdiki aklım olsa, o oryali kafama süreceğime gider kendime güzel bir peruk alırdım, en azından kafam üşümezdi” diyor. Haklısın be Ahu, hepimiz o oryalin kokusunu ciğerlerimizde hissettik zamanında. Ama ne demişler, tebdil-i mekanda ve tebdil-i saçta ferahlık vardır… Tabii saçın elinde kalmazsa!
2. Taksi Şoförüyle Girilen Siyasi Tartışma
Gecenin bir yarısı, Şişli travesti Ahu işten dönüyor. Ayaklar şişmiş, makyaj biraz akmış, tek hayali eve gidip o topukluları fırlatmak. Taksiye biniyor ve olaylar gelişiyor. Taksici dayı başlıyor memleket meselelerinden. Normalde Ahu, “He dayı, haklısın dayı” der geçer. Ama o gece dolunay mı vardı, yoksa Ahu’nun tersine mi denk geldi bilinmez, bir tartışma başlıyor ki sormayın.
Konu ekonomiden giriyor, dış politikadan çıkıyor. Taksici dayı “Bunlar hep dış mihrakların oyunu” dedikçe, Ahu “Ne dış mihrakı ayol, benzin olmuş ateş pahası, topuklu ayakkabı bile alamıyoruz!” diye çıkışıyor. Tartışma o kadar alevleniyor ki, taksici “İn abla, para mara istemem, beni günaha sokma” diyor. Ahu da gururlu tabii, “İnerim be, senin taksine mi kaldım!” deyip gecenin köründe Halaskargazi’nin ortasında iniyor.
Sonuç? Ev daha 2 kilometre uzakta. O topuklularla yürümek zorunda kalıyor. Ertesi gün ayaklar davul gibi. Ahu’nun en büyük pişmanlıklarından biri budur: “Kızım siyaset senin neyine, desene ‘haklısın şoför bey amca’ diye, git evine yat zıbar.” Şişli sokakları o gece Ahu’nun topuk sesleriyle inledi ama bu sefer keyiften değil, sinirden!
3. Yanlış Zamanda Yanlış Adama Aşık Olmak
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, hangimiz yapmadık? Şişli travesti Ahu da etten kemikten, onun da kalbi var. Bir gün bir çocukla tanışıyor, çocuk yakışıklı mı yakışıklı. Esmer, uzun boylu, tam Ahu’nun kalemi. Adı Mert olsun (isimler değiştirilmiştir, malum Şişli küçük yer).
Mert, Ahu’ya şiirler okuyor, çiçekler getiriyor. Ahu bulutların üzerinde. “Tamam” diyor, “bu sefer oldu, bu çocuk beni ben olduğum için seviyor.” Ama ah o pembe gözlükler… Meğer bizim Mert, biraz… Nasıl desem… “Parasal konulara” meraklıymış. Ahu’nun iyi niyetini, cömertliğini bir güzel kullanıyor. “Aşkım borcum var”, “Aşkım telefonum bozuldu” derken, Ahu bir bakıyor ki cüzdan tam takır kuru bakır.
Bir gün Mert sırra kadem basıyor. Ahu günlerce ağlıyor, rimeller akıyor, yastıklar ıslanıyor. Ama sonra ne oluyor? Ahu kendine geliyor. “Ayol ben Şişli’nin gülü Ahu’yum, bir zibidi için mi üzüleceğim!” diyor. Gidiyor kendine en pahalısından bir elbise alıyor, saçları yaptırıyor ve o gece Şişli’nin en lüks mekanına gidip şampanya patlatıyor. Pişman mı? Evet, parasına pişman. Ama dersini aldı mı? Fazlasıyla. Artık Ahu’ya yaklaşan erkeklerin önce GBT’sine, sonra da cüzdanına bakılıyor!
4. O Meşhur Dolgu Faciası
Estetik dünyası bir bataklık gibidir kızlar, bir girdin mi çıkamazsın. Şişli travesti Ahu da bu dünyaya hızlı bir giriş yaptı. Bir arkadaşı (ismini vermeyelim, o da pişman) “Kız bir yer açılmış, dudak dolgusunu yarı fiyatına yapıyorlar” deyince, bizimkinin gözleri parlıyor. Ucuz etin yahnisi yavan olur derler ama Ahu dinlemiyor.
Gidiyorlar merdiven altı bir yere. Adam sözde doktor ama elinde iğneyle kasap gibi duruyor. Ahu yatıyor sedyeye, “Hocam Angelina Jolie gibi olsun” diyor. İşlem bitiyor, Ahu aynaya bakıyor… Aman Allahım! Dudaklar Angelina Jolie değil, arı sokmuş kurbana dönmüş. Üst dudak almış başını gitmiş, alt dudak küsmüş içeri kaçmış.
Ahu o dudaklarla sokağa çıktığında, taksiciler bile durup yol vermiyor korkudan. Bir hafta boyunca pipetle çorba içmek zorunda kalıyor. Şişli’de görenler “Ahu n’oldu sana, alerji mi oldun?” diye soruyor, Ahu da “Yok ayol, yeni moda bu, Paris’ten geldi” diye yalan söylüyor ama kimse yemiyor tabii. Neyse ki dolgular zamanla eriyor da Ahu eski güzelliğine kavuşuyor. O günden sonra tövbe ediyor, “Parası neyse veririm, işin ehli yapsın” diyor.
5. Diyetisyen Macerası ve Lahmacun Krizi
Ahu bir dönem kilo aldığını düşünüyor. Aslında taş gibi hatun ama işte, takıntı. Gidiyor ünlü bir diyetisyene. Diyetisyen bir liste veriyor ki, düşman başına. Kibrit kutusu kadar peynir, üç tane zeytin, bol bol yeşillik. “Ben tavşan mıyım ayol?” diyor Ahu ama kararlı, zayıflayacak.
İlk üç gün her şey yolunda. Ahu açlıktan titriyor ama azimli. Dördüncü günün akşamı, Şişli travesti Ahu bir lahmacun kokusu alıyor. Öyle böyle değil, buram buram sarımsaklı, sumaklı soğanlı… İrade yerle bir. Kendini en yakın kebapçıya atıyor. “Usta çek bana üç lahmacun, yanına da bol köpüklü ayran!” diyor.
Lahmacunları yerken bir yandan ağlıyor, bir yandan yiyor. “Neden bu kadar lezzetli olmak zorundasın?” diye lahmacunla konuşuyor. O gece diyeti bozduğu için pişman oluyor ama lahmacunun verdiği mutluluğu da hiçbir şeye değişmiyor. Ertesi gün diyetisyeni arayıp “Hocam ben bu listeyi yedim, şimdi ne yapacağım?” diye dalga geçiyor. Ahu’nun felsefesi belli: Can boğazdan gelir, balık etli olmak da kadının şanındandır!
6. Sosyal Medya Fenomenliği Denemesi
Herkes influencer oluyor, ben neden olmayayım? Ahu’nun aklına bu fikir düşüyor. “Şişli travesti Ahu’nun Günlüğü” diye bir hesap açıyor. İlk başlarda her şey güzel. Makyaj videoları, kombin önerileri… Takipçiler artıyor. Ama sonra işin rengi değişiyor. Canlı yayın açıp takipçilerle sohbet etmeye başlıyor.
Bir gece alkolü biraz fazla kaçırıyor ve canlı yayında eski sevgililerine, borç taktığı bakkala, hatta gıcık olduğu komşusuna saydırıyor. “Sen var ya sen, o bıyıklarını cımbızla tek tek yolarım!” diye ekrana bağırıyor. Ertesi sabah uyandığında bir bakıyor ki video viral olmuş. Herkes Ahu’yu konuşuyor ama iyi anlamda değil. “Şişli’nin delisi” diye lakap takıyorlar.
Ahu utancından üç gün evden çıkamıyor. Hesabı kapatıyor, telefonunu uçak moduna alıyor. “Bir daha mı sosyal medya? Tövbe!” diyor. Ama biz biliyoruz ki Ahu tövbeleri bozmak için vardır. Şimdi yine gizli bir hesaptan milleti stalkluyor, kim bilir belki yakında geri döner sahalara.
7. Yüksek Topuklarla Arnavut Kaldırımı İmtihanı
Şişli’nin bazı sokakları malum, Arnavut kaldırımı. Estetik duruyor ama topuklu ayakkabı giyenler için tam bir mayın tarlası. Şişli travesti Ahu, bir davete giderken en iddialı, en ince topuklu ayakkabılarını giyiyor. “Ben bu yolları podyum gibi yürürüm” havasında.
Tam bir kafenin önünden geçerken, o ince topuk taşların arasına bir sıkışıyor… Ahu dengesini kaybediyor ve “Anam!” diyerek yere kapaklanıyor. Hem de kafede oturan yakışıklı çocukların önünde. Ayakkabının topuğu kırılıyor, Ahu’nun karizması çiziliyor, çorap kaçıyor… Tam bir felaket senaryosu.
Birkaç centilmen yardıma koşuyor, Ahu’yu kaldırıyorlar ama o utanç… Ahu topuksuz ayakkabıyı eline alıp “Bu belediye hiç mi bizi düşünmüyor!” diye söylenerek sekerek uzaklaşıyor. O günden sonra Ahu’nun çantasında hep bir babet bulunur. Ne olur ne olmaz, Şişli sokakları tekin değildir!
8. Yanlış Ev Partisi
Bir gün Ahu’yu bir arkadaşı partiye çağırıyor. “Çok elit bir ortam, kesin gelmelisin” diyor. Ahu da en şık kıyafetlerini giyiyor, hazırlanıyor. Adrese gidiyor, kapıyı çalıyor. İçeri bir giriyor ki, ortam “elit”ten çok “ilahi grubu” gibi. Meğer yanlış daireye gitmiş, içeride ev oturması var, teyzeler kısır yiyor.
Ahu o kılıkla içeri girince teyzelerin çatalı ağzında kalıyor. Sessizlik oluyor, bir sinek uçsa duyulacak. Ahu durumu toparlamaya çalışıyor: “Şey, ben… Tüpçü mü çağırmıştınız?” diyor. Teyzeler şokta. Sonra durumu anlıyorlar, kahkahalar havada uçuşuyor. Hatta teyzelerden biri “Gel kız gel, kısır çok güzel, bir tabak da sana verelim” diyor.
Ahu o gece o teyzelerle oturup kısır yiyor, fal bakıyor, dedikodu yapıyor. Asıl gitmesi gereken partiyi unutuyor. “Vallahi o sosyetik partiden daha çok eğlendim” diyor ama o ilk giriş anındaki utancını asla unutmuyor. Şişli’de kapı zillerine dikkat edin kızlar, her an bir altın gününe düşebilirsiniz!
9. Falcı Bacı Fiyaskosu
Ahu fal baktırmayı sever. Kim sevmez ki? Geleceği bilmek, umutlanmak hepimizin hakkı. Bir gün “Medyum Şehrazat” diye birini duyuyor. “Her şeyi biliyor, adını söylemeden sülaleni sayıyor” diyorlar. Ahu hemen randevu alıyor.
Gidiyor kadının evine, ortam loş, tütsüler yanıyor. Kadın Ahu’nun elini tutuyor, gözlerini kapatıyor ve başlıyor sallamaya. “Senin adında A var, H var…” (E Ahu zaten adım). “Seni seven biri var ama uzakta…” (Klasik). Ahu dinliyor, “Hadi inşallah” diyor. Sonra kadın bombayı patlatıyor: “Senin kısmetinde üç vakte kadar bir devlet kapısı var, memur olacaksın.”
Ahu kahkahayı basıyor. “Abla ne memuru, ben gece çalışıyorum!” diyor. Medyum bozuluyor, “Ruhlar öyle söylüyor” diyor. Ahu parasını verip çıkıyor ama yolda gülmekten karnına ağrılar giriyor. O parayla gidip kendine güzel bir yemek ısmarlayabilirdi. Bu da Ahu’nun “batıl inanç pişmanlıkları” listesinde bir numara olarak yerini alıyor.
10. Pişmanlıklar Bizi Biz Yapar
İşte böyle şekerlerim. Şişli travesti Ahu‘nun hayatı; kırık topuklar, yanık saçlar, yanlış aşklar ve bolca kahkahayla dolu. Pişmanlıklar mı? Evet, var. Ama Ahu’ya sorsanız, “Yine olsa, yine yapardım!” der mi? Muhtemelen der. Çünkü hayat, dümdüz bir çizgide yürümek değil, bazen düşüp dizini kanatmak, sonra kalkıp rujunu tazeleyip yürümeye devam etmektir.
Şişli sokaklarında bir gün yolunuz düşerse ve uzun boylu, şuh kahkahalı, dünya güzeli birini görürseniz, ona selam verin. Belki size o meşhur dolgu faciasını ya da taksici kavgasını anlatır. Hayat paylaştıkça güzel, pişmanlıklar da gülüp geçtikçe hafifliyor.
Siz siz olun, saçınızı kendiniz boyamayın, topukluyla Arnavut kaldırımına girmeyin ve en önemlisi, kendinizi sevmeyi asla bırakmayın. Şişli’nin kraliçesi Ahu’dan hepinize kucak dolusu sevgiler, öpücükler! Bir sonraki dedikoduda buluşmak üzere, aşkla kalın!
Etiketler:

