profesyonel travesti dilan istanbul

Profesyonel Travesti Dilan’dan Hayatın İçinden Tavsiyeler

Umarım keyifler gıcır, moraller en afili peruklarınız kadar havalıdır. Bana sorarsanız, her zamanki gibi koşturmaca, tantana ama bir o kadar da kahkaha dolu. Bu şehir, bu hayat bize durmayı öğretmedi ne de olsa. Bugün içimden geldi, şöyle en demlisinden bir sohbet edelim, iki lafın belini kıralım dedim. Konumuz mu? Hayatın ta kendisi! Ama tabii ki bir profesyonel travesti gözünden. Madem bu yolda yıllarımızı devirdik, setlerde, sahnelerde, hayatın en olmadık köşelerinde dirsek çürüttük, birikimlerimizi de paylaşalım, değil mi ama?

Biliyorsunuz, ben lafı eveleyip gevelemeyi sevmem. Pat diye söyler, dan diye yaşarım. Bu yüzden size şimdi pembe bulutlardan, pamuk şekerden hayallerden bahsetmeyeceğim. Aksine, topuklu ayakkabılarla arnavutkaldırımında yürümek kadar gerçek, rimeli akmış bir gecenin sabahı kadar dürüst tavsiyelerle geldim. Kemerlerinizi bağlayın, çünkü Dilan’la hayat okulunun en renkli, en acayip dersine başlıyoruz!

Bir Profesyonel Travesti Olarak Hayatta Kalma Sanatı

Hayat sanatı falan deyince aklınıza hemen fırçalar, tuvaller gelmesin. Bizim tuvalimiz İstanbul sokakları, fırçamız ise cesaretimizdir. Bir profesyonel travesti olmak, sadece makyaj yapıp peruk takmaktan ibaret değil. Bu, 7/24 devam eden bir performans, bir duruş, bir kimlik meselesi.

1. Zırhını Kuşan: O Zırhın Adı Öz Güven!

Kızlar, ilk ve en önemli kural bu. Öz güveniniz yoksa, en pahalı elbise bile üzerinizde emanet durur. Size laf atan mı oldu? “Aman be canım, aynan yok galiba evde, bu güzelliğe bakıp iç geçireceğine laf atıyorsun” deyin, yürüyün gidin. Sizi yargılayan bakışlar mı hissettiniz? Omuzlarınızı daha bir dikleştirin, çenenizi kaldırın ve en güzel gülümsemenizi takının. Unutmayın, sizin kendinize olan inancınız, başkalarının size olan saygısının temelidir.

Geçenlerde bir taksiye bindim, şoför dikiz aynasından beni bir süzdü, bir süzdü… Sonra dayanamadı, “Abla sen ne iş yapıyorsun?” dedi o bilindik imalı tonla. Döndüm, en tatlı sesimle, “Kalp cerrahıyım beyefendi,” dedim. “Sizin gibi meraklı kalpleri tedavi ediyorum.” Adamın yüzündeki ifadeyi görmeniz lazımdı! O an anladım ki, zekayla harmanlanmış bir öz güven, en keskin kılıçtan bile daha etkilidir. Cevabınız hazır olsun. Ama bu cevap kavgacı değil, zeki ve mesafeli olsun. Sizin enerjinizi düşürmelerine izin vermeyin. Siz bir kraliçesiniz ve kraliçeler lağım fareleriyle muhatap olmaz.

2. Finansal Özgürlük Şart! Kimseye Muhtaç Olma

Ah be kuzularım… Bu konu o kadar önemli ki… Aşk, meşk, sevgi güzel şeyler, lafım yok. Ama unutmayın, faturaları sevgi sözcükleri ödemiyor. Kendi paranızı kazanmak, kendi ayaklarınızın üzerinde durmak, bir profesyonel travesti için olmazsa olmazdır. Kimsenin eline bakmayın. Kimsenin “Ben olmasam ne yapardın?” demesine fırsat vermeyin.

Kendi paranızı kazandığınızda, sadece ekonomik olarak değil, ruhsal olarak da özgürleşirsiniz. Sevmediğiniz bir ortamda durmak zorunda kalmazsınız. Size kötü davranan birini hayatınızdan çıkarmak için iki kere düşünmezsiniz. Az kazanın, çok kazanın, o ayrı konu. Ama mutlaka kendi ekmeğinizi kendiniz kazanın. Gerekirse simit satın ama onurunuzla kazanın. O paranın tadı, en lüks restoranda yenen bedava yemekten bin kat daha lezzetlidir, unutmayın. Bu, sizi sadece hayata karşı değil, kötü niyetli insanlara karşı da en güçlü kılan şeydir.

Güzellik ve Bakım Sırları: Sahne Tozu Yutmuş Birinden Tüyolar

Eveeet, gelelim en sevdiğimiz konuya! Boyalar, kremler, peruklar… Bizim cephaneliğimiz! Bir profesyonel travesti olarak bu konuda ordinaryüs profesör olduğumu söylememe gerek yok sanırım. Ama size şimdi “şu markayı alın, bu fondöteni sürün” demeyeceğim. Ben işin felsefesindeyim biraz.

3. Cildin Senin Kalendir: İçten Dışa Bakım

Yıllardır o kadar çok makyaj yapıyoruz ki, cildimiz adeta bir savaş alanı. Ama unutmayın, en iyi fondöten bile bakımsız bir cildi gizleyemez. Makyajınızı çıkarmadan yattığınız her gece, cildinize ihanet ettiğiniz bir gecedir. Eve ne kadar yorgun gelirseniz gelin, o makyaj çıkacak!

Size Dilan’ın gizli formülünü veriyorum: Bol su! Evet, bildiğiniz su. Günde en az 2-3 litre su için. Cildinizin nasıl parladığını, nasıl canlandığını göreceksiniz. Bir de uyku… Güzellik uykusu diye bir şey gerçekten var. Vücudun kendini tamir ettiği o saatleri es geçmeyin. Ve tabii ki, beslenme. Yediğiniz her şey cildinize yansır. Cips, kola, abur cubur yerine şöyle güzel bir salata, bir meyve tabağı yapın kendinize. Hem içiniz hem dışınız bayram etsin. Unutmayın, biz bir bütünüz. Ruhumuz ne kadar iyi beslenirse, cildimiz de o kadar ışıldar.

4. Peruk Aşkına! Saçlarınla Oyna

Peruklarımız bizim tacımızdır, değil mi? Sarışın, esmer, kızıl, uzun, kısa… Ruh halimize göre şekilden şekle gireriz. Peruk bakımı da en az kendi saçımızın bakımı kadar önemli. Onları nazikçe yıkayın, özel taraklarla tarayın ve mutlaka peruk standında muhafaza edin. Onlar bizim en değerli aksesuarlarımız.

Ama size daha önemli bir sır vereyim mi? Saçınızla, tarzınızla oynamaktan korkmayın. Hayat denemekten ibarettir. Bugün platin sarısı bir küt modelle dünyayı fethederken, yarın simsiyah uzun dalgalarla gizemli bir kadına dönüşebilirsiniz. Bu değişimler sadece dış görünüşünüzü değil, ruhunuzu da besler. Kendinizi yeniden keşfetmenin en eğlenceli yoludur bu. Unutmayın, hayat sıkıcı olmak için çok kısa. O yüzden o mor peruğu almaktan çekinmeyin!

İnsan İlişkileri Labirenti: Dosta Güven, Düşmanı Tanı

İstanbul gibi bir metropolde, bir de bizim gibi renkli hayatlar yaşayan insanlar için ilişkiler her zaman karmaşıktır. Dost kim, düşman kim, bazen anlamak zordur. Ama yıllar insana öyle bir tecrübe katıyor ki, artık insanların niyetini daha gözünden anlar hale geliyorsun.

5. Dostlarını İyi Seç: Az Olsun, Öz Olsun

Hayatınıza giren herkes dostunuz değildir. Bazıları sadece meraklıdır, bazıları faydacı, bazıları ise sadece yalnızlığını gidermek için oradadır. Gerçek dost, en zor gününde, rimelin aktığında, peruğun kaydığında, “Hadi kalk toparlan, bir kahve içelim” diyendir. Başarını kıskanmayan, mutluluğunla mutlu olan, düştüğünde elini tutan kişidir.

Kalabalıklar içinde yalnız kalmaktansa, bir avuç gerçek dostla bir ömür geçirmeyi tercih ederim. Bu yüzden çevrenizdeki insanları iyi analiz edin. Enerjinizi emen, sizi sürekli aşağı çeken, dedikodunuzu yapan insanları hayatınızdan bir an önce çıkarın. Detoks sadece vücuda yapılmaz, en güzel detoks, toksik insanlardan arınmaktır. Benim bu hayatta öğrendiğim en net şey bu oldu. Bir elin parmağını geçmeyen ama her biri dağ gibi arkamda duran dostlarım var. İşte en büyük zenginlik bu.

6. Aşk Dediysek de Bir Dur! Kalbini Koru

Ah bu aşk… Uğruna ne şarkılar yazıldı, ne filmler çekildi. Bizim hayatlarımızda ise aşk, çoğu zaman daha bir fırtınalı, daha bir gelgitli yaşanır. Bir profesyonel travesti olarak şunu söyleyebilirim ki, aşk güzeldir ama körü körüne bağlanmak tehlikelidir.

Karşınızdaki insanın sizi gerçekten “siz” olduğunuz için mi sevdiğini, yoksa fantezilerindeki bir imgeyi mi sevdiğini iyi anlayın. Sizi peruksuz, makyajsız, en sıradan halinizle de sevebilecek, o halinize de saygı duyabilecek biriyle yola çıkın. Sizi değiştirmeye çalışan, “şöyle giyinme”, “oraya gitme” diyen birinden koşarak uzaklaşın. Aşk, özgürlüğü kısıtlamak değil, iki kişinin özgürlüklerini birleştirmesidir.

Ve en önemlisi, kalbinizi bir zırhla koruyun. Herkese hemen sonuna kadar açmayın. Güven, zamanla kazanılan bir şeydir. Ama bu, kalbinizi tamamen kapatın demek değil. Sadece akıllıca sevin. Mantığınızı asla bir kenara bırakmayın. Unutmayın, kırık bir kalbi tamir etmek, en zor estetik operasyondan bile daha meşakkatlidir.

İstanbul ve Biz: Bu Şehrin Renkli Çocukları

İstanbul… Ah be İstanbul! Hem zehrin hem balın. Bizi hem var eden hem de yoran şehir. Bu şehrin her sokağında bir anımız, her köşesinde bir kahkahamız ya da bir gözyaşımız var. Biz bu şehrin gece parlayan ışıkları, en beklenmedik anında karşınıza çıkan sürprizleriyiz.

7. Şehrin Keyfini Çıkar: Turist Ol Kendi Şehrinde

Sürekli aynı yerlere gitmekten, aynı şeyleri yapmaktan sıkılmadınız mı? Arada bir kendinize izin verin. Bir gün alın elinize fotoğraf makinenizi (ya da telefonunuzu), sanki bu şehre ilk defa gelmiş bir turist gibi Balat’ın renkli sokaklarında kaybolun. Vapura binip karşıya geçin, martılara simit atın. Kapalıçarşı’da baharatların kokusunu içinize çekin.

Bizler hayatın koşturmacasından, işten, güçten bazen yaşadığımız şehrin güzelliklerini unutuyoruz. Oysa İstanbul, bize her gün yeniden ilham verebilecek devasa bir sahne. Kendinizi bu sahnenin akışına bırakın. Yeni yerler keşfedin, yeni tatlar deneyin. Bu küçük kaçamaklar ruhunuza o kadar iyi gelecek ki… Bir profesyonel travesti olarak yaratıcılığımızı ve enerjimizi besleyen en önemli şeylerden biri de budur: Değişim ve yenilik.

Son Söz: Kraliçe Tacını Asla Eğme

Canlarım, ciğerparelerim… Lafı çok uzattım, farkındayım. Ama içimi dökmek istedim. Hayat inişli çıkışlı bir yol. Bazen en parlak ışıkların altında alkışlanırken, bazen en karanlık sokaklarda yalnız yürürsünüz. Önemli olan, o yolda yürürken başınızı hep dik tutmaktır.

Siz değerlisiniz. Siz güçlüsünüz. Siz bu dünyanın griliğine inat, en canlı renklerisiniz. Kimsenin sizin renklerinizi soldurmasına izin vermeyin. Kendinizi sevin, kendinize iyi bakın ve en önemlisi kendiniz olmaktan asla vazgeçmeyin. Unutmayın, taklitler sadece aslını yaşatır. Siz bu hayatın orijinalisiniz, kopyası olmayın.

Bir başka sohbette görüşmek üzere. Hepinizi kocaman, simli simli öpüyorum!

Sevgi ve kahkahayla,
Dilan.

Scroll to Top