Kolay İçerik
İstanbul sürprizlerle dolu bir kutu gibi. Bir yanda Avrupa Yakası’nın bitmek tükenmek bilmeyen kaosu, diğer yanda Anadolu Yakası’nın “biz bizeyiz” diyen o tatlı, sakin ama bir o kadar da içten halleri. Peki, bu sakinliğin içinde hiç mi renk yok, hiç mi şamata dönmüyor sanıyorsunuz? Ayol, ne münasebet! Gelin bugün rotamızı biraz daha uzağa, Marmaray’ın son duraklarına doğru çevirelim ve semtin en neşeli, en dobralı, en “ben buradayım” diyen figürleriyle, yani Pendik travestileri ile biraz gullüm yapalım.
Arkanıza yaslanın, çayınızı kahvenizi elinize alın, çünkü bu yazıda kasıntı cümleler, ansiklopedik bilgiler yok. Sadece bol kahkaha, biraz gıybet ve bolca samimiyet var!
İstanbul’un Ucu: Pendik’e Doğru Ufak Bir Yolculuk
İstanbul’da yaşayanlar bilir; Pendik demek, Avrupa Yakası’nda oturan biri için “şehir dışı” sayılmak demek. “Ay oraya pasaportla mı geçiyoruz?” şakalarının bini bir paradır. Ama o bitmek bilmeyen Marmaray yolculuğunun sonunda vardığınız yer, aslında deniziyle, martısıyla, çarşısıyla tam bir sahil kasabası havası verir insana.
Fakat güneş batıp da sokak lambaları yanmaya başladığında, o sahil kasabası havası yerini bambaşka bir enerjiye bırakır. İşte tam bu noktada sahneye Pendik travestileri çıkar. Gündüzün o tekdüze, koşturmacalı hayatına inat, geceleri sokaklara bir podyum havası katar bu kızlar. Uzun topuklular, rüzgarda savrulan fönlü saçlar, asla akmayan o kusursuz eyelinerlar… Anlayacağınız, Pendik’te gece hayatı sadece sahil boyunda çekirdek çitlemekten ibaret değil tatlım!
Pendik Travestileri: Semtin Gizli Starları
Avrupa Yakası’ndaki o devasa kulüplerin, bitmek bilmeyen partilerin aksine, Pendik’te durum biraz daha “mahalle” tadındadır. Pendik travestileri, o ulaşılmaz starlar gibi değil, daha çok yan komşunuz kadar samimi, bir o kadar da şuh kadınlardır. Bir bakkala girip sigara alırken bile o yürüyüşlerindeki işveyi, bakkal amcaya attıkları o cilveli bakışı görmeniz lazım. “Hayırlı işler Kemal amcacığım” derken bile ses tonlarındaki o tatlı melodi, semtin enerjisini bir anda yükseltiverir.
Buradaki kızların en büyük özelliği dobralıklarıdır. Lafı hiç dolandırmazlar. Eğer rüküş giyinmişseniz, bunu yüzünüze “Ay hayatım, o üstündekini karanlıkta mı seçtin?” diyerek çat diye söylerler ama bunu öyle bir tatlılıkla yaparlar ki, kızmak yerine onlarla birlikte kahkaha atarken bulursunuz kendinizi.
Beyoğlu’nun Kaosu mu, Pendik’in Samimiyeti mi?
Taksim’in, Beyoğlu’nun o karmaşık, kimi zaman tehlikeli ve yorucu gece hayatını bilirsiniz. Herkes bir yerlere koşturur, kimse kimseyi tam olarak duymaz. Oysa Pendik’te işler daha bir yavaş, daha bir keyiflidir. Pendik travestileri, bu sakinliği kendi avantajlarına çevirmeyi çok iyi bilirler. Kendi aralarındaki o dayanışma, o “kız kardeşlik” bağı burada çok daha net hissedilir.
Birinin canı mı sıkkın? Hemen bir kahve demlenir, fal fincanları kapatılır ve “Kız dökül, neyin var?” seansı başlar. O falda neler çıkmaz ki! Uzun yollar, harfli isimler, “Sana kabarmış bir yürek var ama bu yüreğin cüzdanı pek kabarık değil galiba” tadındaki efsanevi yorumlar… Pendik travestileri sadece dış görünüşleriyle değil, o pratik zekaları ve anında ürettikleri esprilerle de ortamın yıldızıdırlar.
Güzellik Sırları, Makyaj Tüyoları ve Bitmeyen Hazırlıklar
Gelelim en can alıcı noktaya: Hazırlık evresi! Bir travesti için hazırlanmak, sadece kıyafet giyip dışarı çıkmak demek değildir; o bir ritüeldir, adeta bir sanat icrasıdır. Pendik’teki kızlarımızın evlerine konuk olsanız, o makyaj masalarının büyüklüğüne, kozmetik malzemelerinin çeşitliliğine inanamazsınız.
Kontür nasıl yapılır, burun nasıl hokka gibi gösterilir, dudaklar taşırmadan nasıl dolgunlaştırılır… Bunlar için YouTube’daki makyaj vlogger’larını falan izlemenize gerek yok. Pendik travestileri bu işin adeta profesörlüğünü yaparlar. Üstelik bu hazırlık süreci asla sessiz sakin geçmez. Arkada mutlaka hareketli bir pop şarkısı çalar, bir yandan saçlara maşa yapılırken diğer yandan günün gıybeti çevrilir. “Ay o kız o elbiseyi nereden almış, pazar malı gibi duruyor” eleştirileri, havada uçuşan saç spreyleri birbirine karışır.
Gullüm, Gıybet ve Sohbetin Dibi
Bizim kültürümüzde “gullüm” denen bir şey var; yani makara yapmak, eğlenmek, hayatın zorluklarına inat kahkaha atmak. İşte Pendik travestileri, bu gullüm işinin kitabını yazmışlardır. Toplumun onlara dayattığı zorluklara, dışlanmışlıklara, önyargılara karşı en büyük silahları her zaman o şen kahkahaları ve bitmek bilmeyen enerjileridir.
Bir çay bahçesinde ya da bir kafede onlarla oturduğunuzda, zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Hayata dair o kadar acı tatlı tecrübeleri vardır ki, anlattıkları her hikaye bir film senaryosu gibidir. Hem gülmekten karnınıza ağrılar girer, hem de bazen “Vay be, neler atlatmış” diyerek içinizden onlara gizli bir saygı duyarsınız.
Farklılıklara Göz Kırpan Bir Şehir
Sonuç olarak aşkolar, İstanbul o kadar büyük ve o kadar çeşitli ki, her köşesinde ayrı bir hayat, ayrı bir hikaye var. Pendik travestileri de bu devasa şehrin en parlak, en içten renklerinden biri. Onların dünyasına uzaktan bakıp yargılamak yerine, o dünyanın içindeki neşeyi, samimiyeti ve ayakta kalma mücadelesini görmek gerekiyor.
Belki bir gün Pendik sahilinde yürürken o şuh kahkahalardan birini duyarsınız. O zaman yüzünüze bir tebessüm kondurmayı ve o renkli dünyanın İstanbul’u nasıl daha yaşanılır kıldığını hatırlamayı unutmayın. Kendinize iyi bakın, her zaman en güzel kırmızınızı sürün ve hayata karşı dik durmayı asla bırakmayın!

