Kolay İçerik
İstanbul’u bilen bilir; bu şehir aslında iki ayrı cumhuriyet gibidir. Bir tarafta kaosun, kalabalığın ve bitmek bilmeyen o “Avrupai” koşturmacanın başkenti Avrupa Yakası, diğer tarafta ise daha yeşil, daha sakin ve (bunu söylemekten gurur duyuyoruz) daha keyifli Anadolu Yakası. İşte tam bu noktada, o meşhur boğazın serin sularının ötesinde yaşayan Anadolu Yakası travesti kızlar devreye giriyor. Eğer yolunuz Kadıköy’e, Bağdat Caddesi’ne ya da Maltepe sahiline düştüyse, bu yakadaki kızların havasının Avrupa tarafındakilerden ne kadar farklı olduğunu hemen hissetmişsinizdir.
Bu yazıda biraz dedikodu yapacağız, biraz güleceğiz, biraz da o meşhur “Anadolu kızı” olmanın inceliklerine değineceğiz. Hazırsanız çayınızı, kahvenizi alın; çünkü bu yazı biraz uzun, biraz detaylı ve kesinlikle çok eğlenceli olacak.
Olayımız Sadece Sakinlik Değil, Stil Meselesi
Avrupa Yakası’nda, Taksim’in o eski curcunasında ya da Şişli’nin dar sokaklarında topuklu ayakkabılarla yürümeye çalışmak bir olimpiyat sporudur. Ama Anadolu Yakası öyle mi? Hayır şekerim. Anadolu Yakası travesti kızlar için rahatlık, şıklıktan ödün vermeden yaşanması gereken bir sanattır.
Kadıköy’de bir kafede otururken etrafınıza bir bakın. Avrupa’daki o “her an podyumdaymışım gibi çek panpa” gerginliğini burada göremezsiniz. Buradaki kızlarda bir “Cadde kızı” havası vardır. Bilirsiniz işte; o hafif umursamaz, hafif snob ama bir o kadar da cana yakın tavır. Bağdat Caddesi’nde yürürken o güneş gözlüklerinin altından dünyayı süzmek, aslında bir nevi meditasyondur.
Bu yakadaki kızların stilinde daha “bohem” esintiler görebilirsiniz. Moda sahilinde çimlere yayılırken kimse 15 pont topukluyla eziyet çekmez. Şık bir sneaker, üzerine salaş ama kaliteli bir bluz, altın takılar ve tabii ki o kusursuz makyaj. Anadolu Yakası’nın olayı budur: “Uğraşılmamış gibi görünen ama aslında saatler süren o mükemmel görünüm.”
Kadıköy Çarşı: Bizim İkinci Evimiz
Eğer Anadolu Yakası travesti kızlar hakkında konuşacaksak, Kadıköy’ü pas geçemeyiz. Kadıköy, bu yakanın kalbidir, ciğeridir, her şeyidir. Boğa heykelinin orada buluşup Bahariye’ye doğru salına salına çıkmak bir ritüeldir.
Kadıköy’ün esnafıyla aramızdaki ilişki de bir başkadır. Yıllardır gittiğimiz o kuaförler, manikürcüler artık birer aile dostuna dönüşmüştür. “Abla naber, saçın rengi ateş ediyor yine!” diyen simitçiyle sabah sohbeti yapmak, bu yakanın samimiyetinin en büyük kanıtıdır. Avrupa Yakası’nın o soğuk, herkesin birbirine yabancı olduğu havası burada sökmez. Burada mahalle kültürü hala bir nebze de olsa yaşar ve biz de bu kültürün en renkli parçalarıyız.
Mesela Rexx Sineması’nın (ah o eski günler) oralarda ya da Barlar Sokağı’nda bir akşamüstü birası içerken, yan masadaki üniversiteli gençlerle muhabbete dalmak işten bile değildir. Kimse kimseyi garipsemez, kimse kimseye o kötü bakışları atmaz. Kadıköy’ün bu kucaklayıcı ruhu, Anadolu Yakası travesti kızlar için bir sığınak gibidir. Özgürlüğü iliklerinize kadar hissedersiniz.
Avrupa Yakası vs. Anadolu Yakası: Ezeli Rekabet
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım. Avrupa Yakası’ndaki kız arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde o tatlı atışmalar hiç bitmez. Onlar bize “Siz emekli gibi yaşıyorsunuz ayol, akşam 10 oldu mu sokaklar boşalıyor” derler. Biz de onlara “Siz de egzoz dumanından önünüzü göremiyorsunuz, biz mis gibi deniz havası alıyoruz” diye cevabı yapıştırırız.
Anadolu Yakası travesti kızlar olarak bizim zaman algımız biraz daha farklıdır. Bizde acele yoktur. Vapur keyfi diye bir gerçek var sonuçta. Karşıya geçerken o 20 dakikalık vapur yolculuğu, martılara simit atmak, çay içmek… Bunlar bizim için terapi seansıdır. Avrupa’daki kızlar taksi bulamadım stresi yaşarken, biz vapurun üst katında rüzgarın saçlarımızı (tabii ki bozulmayacak şekilde spreylediğimiz saçlarımızı) savurmasına izin veririz.
Bir de şu “Metrobüs” gerçeği var. Tamam, kabul ediyoruz, Metrobüs bir insanlık sınavıdır. Ama Anadolu Yakası’ndan binince, Söğütlüçeşme avantajı diye bir şey var bebeğim! Oturarak gitmenin o verdiği haz, o zafer duygusu… Bunu ancak yaşayan bilir. Avrupa’dan binen arkadaşlarımız kapı ağzında sıkışırken, biz kulaklığımızı takıp müziğimizi dinleyerek Boğaz Köprüsü’nü geçeriz.
Bağdat Caddesi’nde Piyasa Yapmak
Bağdat Caddesi… Nam-ı diğer “Cadde”. Burası Anadolu Yakası travesti kızlar için bir podyumdur ama dediğim gibi, rahat bir podyum. Hafta sonu Suadiye taraflarında bir kafede oturup gelen geçeni izlemek, o sırada telefonuna düşen mesajlara kıkırdayarak cevap vermek, bir yandan da o pahalı latte’ni yudumlamak… İşte hayat bu!
Cadde’nin kızları biraz daha “havalı”dır. Burada standartlar yüksektir. Öyle her kıyafetle Cadde’ye çıkılmaz. Marka takıntısı olmasa bile, kalite takıntısı vardır. Kumaşın duruşu, çantanın modeli, parfümün kokusu… Her şey bir bütün olmalıdır. Ve tabii ki o meşhur araba turları. Müziğin sesini açıp sahil yolunda turlarken, yan arabadaki yakışıklının bakışlarını yakalamak, bu işin cilvesidir.
Ama sanmayın ki sadece lüks ve şatafat peşindeyiz. Cadde’de yürürken sokak hayvanlarına mama veren, yaşlı bir teyzenin poşetlerini taşıyan da yine biziz. Çünkü Anadolu Yakası’nın hamurunda o merhamet ve insanlık her zaman vardır.
Ev Kuşu Olmanın Dayanılmaz Hafifliği
Avrupa Yakası’ndaki gece hayatı bitmez, tükenmez. Ama Anadolu Yakası travesti kızlar evlerinin kıymetini iyi bilirler. Bizim evlerimiz kalelerimizdir. Dekorasyona ne kadar önem verdiğimizi anlatmaya gerek bile yok sanırım. O evler mis gibi kokar, her köşe özenle döşenmiştir.
Arkadaşlarımızı toplayıp ev partileri yapmak, dışarıda kopmaktan daha cazip gelir çoğu zaman. “Kızlar bu akşam bende toplanıyoruz, kısır partisi var!” mesajı, en lüks gece kulübü davetinden daha heyecan vericidir. Dedikodunun dibine vurulur, fallar bakılır, eski sevgililer gömülür, yeniler övülür… Ve tüm bunlar, Anadolu Yakası’nın o huzurlu sessizliği eşliğinde yapılır.
Komşuluk ilişkilerimiz de bir başkadır. Üst kattaki Ayşe Teyze ile kapı önü sohbetleri, alt kattaki öğrenci çocuklara yapılan börekler… Biz mahallenin o renkli, neşeli ve yardımsever ablalarıyızdır. Öyle “kimse kimseyi tanımaz” tripleri bize göre değildir. Eğer bir sorun varsa, ilk koşan biz oluruz.
Flört ve İlişkiler: Anadolu Erkeği vs. Biz
Gelelim en can alıcı konuya: Aşk meşk işleri. Anadolu Yakası travesti kızlar için flört arenası biraz daha, nasıl desek, “organik”tir. Tinder falan tamam ama, bizim asıl olayımız sosyal çevrelerdir. Arkadaşın arkadaşı, kafede tanışılan o gizemli beyefendi…
Anadolu Yakası’nda yaşayan erkekler de genelde daha sakindir. Avrupa’nın o hızlı, ne istediğini bilmeyen tiplerinden ziyade, burada daha oturaklı, daha keyfine düşkün beylerle karşılaşma olasılığınız yüksektir. Sahilde yürüyüş yaparken başlayan bir sohbet, Cadde’de bir kahve randevusuna, oradan da uzun soluklu bir ilişkiye dönüşebilir.
Tabii ki her yerde olduğu gibi burada da “kürdan” tipler yok mu? Var. Ama biz tecrübeliyiz şekerim. Kimin niyeti ne, kimin derdi ne, gözünden anlarız. Anadolu kızı olmak biraz da bunu gerektirir; cin gibi olacaksın ama saf görüneceksin. Olayın sırrı bu!
Güzellik Sırlarımız ve Bakım Ritüellerimiz
Bakım bizim kırmızı çizgimizdir. Ama Anadolu Yakası travesti kızlar olarak biz, bakımı bir işkenceye dönüştürmeyiz. Hafta sonları o meşhur hamam sefaları, cilt bakımı randevuları bizim deşarj olma yöntemimizdir.
Buradaki kuaförler bizi tanır, ne istediğimizi bilir. “Abla uçlarından al” dediğimizde gerçekten uçlarından alırlar (nadiren de olsa!). Manikürsüz, pedikürsüz sokağa çıkmak, çıplak sokağa çıkmakla eşdeğerdir. Ama dediğim gibi, doğallık ön plandadır. Öyle yüzümüzde badana boya varmış gibi gezmeyiz. “No makeup-makeup” akımını biz icat etmiş olabiliriz, patentini almadık sadece.
Spor da hayatımızın bir parçasıdır. Ama kapalı salonlarda ter dökmek yerine, Fenerbahçe parkında yürüyüş yapmayı, Caddebostan sahilinde paten kaymayı tercih ederiz. Hem spor yap, hem temiz hava al, hem de piyasa yap. Bir taşla üç kuş!
Biz Başkayız Be Güzelim!
Uzun lafın kısası, Anadolu Yakası travesti kızlar olmak, İstanbul’da yaşamanın en “gurme” halidir. Kaostan uzak ama hayatın içinde, şık ama rahat, modern ama geleneksel… Biz bu tezatların muhteşem uyumuyuz.
Eğer bir gün yolunuz bu tarafa düşerse ve bir kafede kahkaha atan, girdiği ortamı enerjisiyle aydınlatan, şıklığıyla göz kamaştıran bir grup görürseniz, bilin ki onlar biziz. Çekinmeyin, selam verin. Belki size en iyi kahvenin nerede içileceğini söyleriz, belki de hayatınızın en eğlenceli sohbetine ortak olursunuz.
Avrupa Yakası’nın ışıkları parlak olabilir ama Anadolu Yakası’nın yıldızları biziz. Ve bu yıldızlar sönmeye hiç niyetli değil. Hayatın tadını çıkarmayı, her anı bir kutlamaya dönüştürmeyi ve en önemlisi kendimiz olmayı çok seviyoruz.
Hadi bakalım, şimdi doğruca Cadde’ye! Belki karşılaşırız, kim bilir?

