Kolay İçerik
Bir akşamüstü Beyoğlu’nda yürürken, balkonunda dört kediyle çay içen bir kadın gördüm. Kadın bana el salladı, kediler bana baktı, ben de duraksadım. O an anladım ki karşımda sıradan biri yok. Karşımda Travesti Efsun vardı, yani mahallenin efsanesi, kedilerin imparatoriçesi, dedikoduların baş aktrisi ve gülümsemesiyle insanı eriten bir kadın.
Bu yazıda sana Travesti Efsun‘u ve onun o meşhur kedilerini anlatacağım. Kim bu Efsun, neden herkes onu tanıyor, kedileri neden bu kadar ünlü ve bütün bu hikâyeden biz ne öğreniyoruz? Söz veriyorum: güleceksin, biraz duygulanacaksın ve sonunda kendi mahallendeki kedileri biraz daha sevgiyle süzeceksin.
Travesti Efsun Kimdir? Mahallenin Canlı Efsanesi
Önce şunu netleştirelim. Travesti Efsun bir kişi değil, neredeyse bir kurum. Beyoğlu’nun arka sokaklarında onu tanımayan yok. Bakkal onu tanır, simitçi onu tanır, gece yarısı açık olan tek büfenin sahibi onu hem tanır hem de “Efsun abla geldi” diye selam çakar.
Efsun uzun boylu, kırmızı rujunu hiç eksik etmeyen, kahkahası üç sokak öteden duyulan bir kadın. Yürürken topukları yere değil, sanki podyuma basıyormuş gibi adım atar. Ama asıl ünü güzelliğinden değil, kalbinin büyüklüğünden geliyor.
İsmi Neden Efsun?
Hikâyeye göre gerçek adı başkaymış ama yıllar önce bir komşu teyze ona “Sen tam bir efsunsun kızım, baktığın insanı büyülüyorsun” demiş. Lakap yapışmış kalmış. O günden sonra herkes ona Travesti Efsun demeye başlamış. İsim o kadar oturmuş ki artık gerçek adını kimse hatırlamıyor.
Efsun da bu durumdan hiç şikâyetçi değil. “İnsan ismiyle değil, bıraktığı izle anılır” diyor. Ve gerçekten de bıraktığı iz, kürklü dört patiyle birlikte bütün mahalleye yayılmış durumda.
Bir Günü Nasıl Geçer?
Efsun’un günü kedilerle başlar, kedilerle biter. Sabah erken kalkar, önce balkondaki kâseleri doldurur, sonra kendine kahve yapar. Komşular onu “kedi alarmı” diye anar; çünkü Efsun balkona çıktığında bütün mahalle kedileri toplanır.
Öğleden sonra çarşıya iner, akşam ise balkonunda oturup geçenlere laf atar. Tatlı laflar tabii, kötü niyetli değil. “Aaa o ayakkabı sana çok yakışmış canım” der, karşıdaki gülümser, gün böyle tatlı tatlı akar gider.
Travesti Efsun’un Meşhur Kedileri: Tanışın Bakalım
Şimdi geldik işin en eğlenceli kısmına. Travesti Efsun‘un kedileri sıradan sokak kedileri değil. Her birinin bir ismi, bir karakteri, hatta bir kariyeri var. İnan bana, bu kediler mahallede Efsun’dan bile meşhur.
Düşes: Buz Gibi Bakan Soylu Kedi
Dört kedinin lideri Düşes. Beyaz, kabarık ve son derece kibirli. Efsun ona “soyu padişahlara dayanıyor” diye takılır. Düşes kimseyi takmaz, kimsenin kucağına oturmaz, sadece akşamları Efsun’un dizine çıkar, o da büyük bir lütufmuş gibi.
Mahalleli Düşes’i görünce “bugün keyfi yerinde mi” diye sorar. Çünkü Düşes’in suratı asıksa, o gün bir terslik var demektir. Kediden hava durumu gibi anlam çıkaran bir mahalle düşün, işte orası Beyoğlu.
Paşa: Mahallenin Başkanı
İkinci kedi Paşa. Turuncu, iri yarı ve son derece girişken. Paşa bütün dükkânlara uğrar, herkesten bir lokma alır, sonra Efsun’un balkonuna döner. Esnaf ona “küçük belediye başkanı” der; çünkü Paşa olmadığında bir şeylerin eksik olduğunu herkes hisseder.
Bir keresinde Paşa üç gün ortadan kaybolmuş. Mahalle ayağa kalkmış, ilan asılmış, herkes endişeden ölmüş. Meğer Paşa yan sokaktaki balıkçıya taşınmış, üç gün boyunca bedava hamsi yemiş. Döndüğünde Efsun “Hain” demiş ama gözleri gülüyormuş.
Minnoş: Korkak Ama Sevgi Dolu
Üçüncü kedi Minnoş, en utangaç olanı. Yabancı görünce hemen saklanır, ama Efsun’a gelince başka bir kedi olur. Onun kucağında mırlar, sırtüstü yatar, dünyanın en güvenli yerindeymiş gibi davranır.
Efsun, Minnoş’u yağmurlu bir gecede bulmuş. Küçücük, ıslak, titreyen bir yavru. “Onu görünce kendimi gördüm” diyor Efsun. “Korkmuş ama sevilmeyi bekleyen bir canlı. Ben de öyleydim bir zamanlar.” İşte bu cümle, bütün hikâyenin özeti aslında.
Şımarık: Adı Gibi Şımarık
Dördüncü ve en genç kedi Şımarık. Adından da anlaşılacağı gibi tam bir afacan. Perdelere tırmanır, saksıları devirir, gece yarısı koşturmaca yapar. Efsun ona kızamaz bile, çünkü Şımarık her yaramazlıktan sonra öyle masum bir surat yapar ki insan gülmekten başka bir şey yapamaz.
Bu dört kedi bir araya geldiğinde, Efsun’un evi küçük bir saraya dönüşür. Herkesin bir rolü, bir tahtı, bir krallığı var. Ve bütün bu krallığın kraliçesi, tabii ki kırmızı rujlu Efsun.
Kediler Neden Bu Kadar Meşhur Oldu?
Sorabilirsin: “Tamam da dört kedi nasıl bu kadar ünlü olur?” İşte burada Travesti Efsun‘un büyüsü devreye giriyor. Çünkü Efsun sadece kedilerine bakmıyor, onları birer karaktere dönüştürüyor.
Balkon Sahneleri
Efsun’un balkonu mahallenin tiyatro sahnesi gibi. Her akşam kediler orada toplanır, Efsun onlara isimleriyle seslenir, geçenler durup izler. Çocuklar okul çıkışı oraya uğrar, “Düşes bugün nasıl” diye sorar. Yani bu kediler artık mahallenin ortak çocukları.
Komşuluk Köprüsü
İşin güzel tarafı şu: bu kediler insanları birbirine bağladı. Eskiden birbirine selam vermeyen komşular, şimdi Efsun’un balkonu altında buluşup kedi muhabbeti yapıyor. Bir turuncu kedi, koca bir mahalleyi kaynaştırdı. Bunu hangi belediye başarabilir, söyle bana?
Küçük Bir Şöhret Patlaması
Mahalleye gelen bir fotoğrafçı, bir gün Efsun’u kedileriyle çekmiş. O fotoğraf elden ele dolaşmış, herkes “Bu kadın kim, bu kediler kim” diye sormuş. İşte Travesti Efsun ve meşhur kedileri lakabı tam o zaman doğmuş. Şöhret bazen böyle, hiç beklemediğin bir anda kapını çalıyor.
Efsun’un Hikâyesinden Çıkan Dersler
Bütün bu eğlencenin altında aslında güzel bir mesaj var. Travesti Efsun‘un hikâyesi sadece kedilerle ilgili değil; kabul görmek, sevmek ve sevilmekle ilgili.
Sevgi En Güçlü Dildir
Efsun’u mahalleye sevdiren şey, ne giyimi ne kahkahası. Onu sevdiren, sokağa attığı her kâse mama, her yağmurda kurtardığı her yavru. İnsanlar bazen kelimelerle ikna olmaz, ama bir iyilik gördüğünde kalbini açar.
İşte küçük bir hatırlatma listesi, Efsun’un yaşam felsefesinden:
- Önce sev, sonra sevilmeyi bekle.
- Bir canlıya iyi davranan kişi, kötü insan olamaz.
- Mahalleyi kaynaştırmak için bazen bir kedi yeter.
- Kendin ol, gerisini zaman halleder.
Kabul Görmek Zaman Alır
Efsun da en başta kolay kabul görmemiş. İlk taşındığında perde arkasından bakan gözler, fısıltılar olmuş. Ama Efsun kimseye kızmamış, sadece kendi olmaya devam etmiş. Zamanla o fısıltılar yerini “Efsun abla” sıcaklığına bırakmış.
Bunun dersi şu: insanlar bilmediklerinden korkar. Tanıdıkça korku gider, sevgi gelir. Efsun bunu kediler aracılığıyla başardı. Bazen bir köprü kurmak için koca konuşmalara değil, küçük bir mırlamaya ihtiyaç var.
Yalnızlık Sevgiyle İyileşir
Efsun bir keresinde demiş ki: “Bu kediler benim ailem. Ben onları kurtardım sanıyordum, meğer onlar beni kurtarmış.” Bu cümle bana çok dokundu. Çünkü çoğu zaman biz birine sarılırız ama asıl sarılan, sarılmaya en çok ihtiyacı olan biziz.
Sık Sorulan Sorular
Travesti Efsun gerçek bir kişi mi?
Efsun, İstanbul’un sayısız renkli karakterinden ilham alan, sevgiyle çizilmiş bir portre. Onun gibi nice insan, nice mahallede yaşıyor. Yani belki tek bir Efsun yok ama her sokakta bir Efsun ruhu var.
Kedilerin isimleri nereden geliyor?
Her isim, kedinin karakterinden doğmuş. Düşes kibirli olduğu için soylu bir isim almış, Paşa girişken olduğu için, Şımarık ise tahmin edeceğin gibi yaramaz olduğu için. Efsun isim koymayı bir sanat gibi görüyor.
Bu hikâyeden ne çıkarmalıyım?
Şunu: etrafındaki canlılara, insanlara ve hayvanlara biraz daha şefkatle bak. Travesti Efsun bize gösteriyor ki sevgi, en sert kalpleri bile yumuşatabilir. Bir kâse mama, bir gülümseme, bir “merhaba” bazen her şeyi değiştirir.
Kendi Mahallendeki Efsun’u Bul
Şimdi sana küçük bir görev vereyim. Bu hafta mahallendeki kedilere biraz dikkat et. Belki sen de farkında olmadan kendi Efsun’unla, kendi Düşes’inle karşılaşırsın. Onlara bir kâse su koy, bir tatlı söz söyle.
Çünkü her mahallenin bir efsanesi vardır; bazen kırmızı rujlu bir kadın, bazen turuncu bir kedi, bazen ikisi birden. Yeter ki bakmayı bil, yeter ki sevmeyi göze al.
Bir Kraliçe ve Dört Pati
Travesti Efsun ve meşhur kedileri bize çok basit ama derin bir şey öğretiyor: sevgi paylaştıkça çoğalır. Efsun dört kediye bir yuva açtı, o dört kedi koca bir mahalleyi birbirine bağladı. Küçük bir balkon, büyük bir aile kurdu.
Bugün senden tek bir şey istiyorum: dışarı çık, bir canlıya iyilik yap. Bir kediye mama, bir komşuya selam, bir yabancıya gülümseme. Kim bilir, belki bir gün senin de bir lakabın olur ve mahallen seni sevgiyle anar.
Peki söyle bakalım, senin mahallendeki efsane kim? Yorumlarda anlat, hep birlikte gülümseyelim.

