Bakırköy… Ah o deniz kokusuyla karışık parfüm kokusu, Özgürlük Meydanı’nın hiç bitmeyen kalabalığı ve tabii ki gecelerin sultanları. Hani İstanbul’un bazı semtleri vardır, ruhu vardır, kendi dili vardır. İşte Bakırköy tam da böyle bir yer. Ama bu semti sadece sahiliyle, alışveriş merkezleriyle anlatmak haksızlık olur. Buranın asıl rengi, sokağın nabzını tutan, kahkahalarıyla gri betonları bile renklendiren o muhteşem karakterlerde saklı. Evet, doğru tahmin ettiniz, konumuz: Bakırköy travestiler.
Bugün biraz resmiyeti kenara bırakalım, kravatları gevşetelim (ya da topukluları çıkarıp şöyle rahat bir nefes alalım). Çünkü size anlatacaklarım, ansiklopedik bilgilerden ziyade, hayatın tam içinden, biraz muzip, bolca samimi ve kesinlikle çok eğlenceli detaylar içeriyor. Hazırsanız, Bakırköy’ün o ışıltılı dünyasına doğru yola çıkıyoruz. Kemerlerinizi bağlayın, türbülans değil ama kahkaha garantili bir yolculuk olacak bu!
Kolay İçerik
Bakırköy’ün Havası Bir Başka, Cilvesi Bambaşka!
İstanbul’da yaşayıp da Bakırköy’ün o kendine has havasını bilmeyen var mıdır? Varsa çok şey kaçırıyor demektir. Burası ne Taksim’in o aşırı kaotik gürültüsüne benzer ne de Kadıköy’ün o bazen fazla “cool” takılan haline. Bakırköy samimidir, “bizim oğlan, bizim kız” havasındadır. İşte bu samimiyetin en güzel yansımalarından biri de Bakırköy travestiler topluluğudur.
Şimdi eğri oturalım doğru konuşalım, bu arkadaşlar ortamın enerjisini yükseltme konusunda master yapmış gibiler. Hani bir kafede oturursunuz, yan masadan şen bir kahkaha yükselir ve o an tüm dertlerinizi unutursunuz ya; işte o kahkahanın kaynağı genellikle bellidir. Bakırköy sokaklarında yürürken, o özgüvenli duruşları, “dünya yansa umurumda değil, ben rujumu tazelerim” tavırları insana resmen hayat enerjisi aşılıyor.
Onlarla sohbet etmek, terapi seansından daha etkili olabilir (ve kesinlikle daha ucuz!). Çünkü hayatı tiye almayı o kadar iyi biliyorlar ki, sizin “dünyanın sonu” sandığınız o küçük aşk acısı, onların anlatacağı bir fıkrayla komedi filmine dönüşüveriyor. Bakırköy’ün bu renkli yüzleri, aslında semtin de ne kadar hoşgörülü ve yaşanılası bir yer olduğunun kanıtı gibi.
Gecenin Kraliçeleri ve İncirlik Maceraları
Bakırköy dendiğinde akla gelen o hareketli gece hayatını es geçmek olmaz. İncirlik tarafı, sahil hattı derken, gece olduğunda bu semt başka bir kimliğe bürünüyor. Bakırköy travestiler için gece, aslında günün başladığı andır desek yanlış olmaz. Işıklar yanar, müzik başlar ve sahne onların olur.
Bir arkadaşım anlatmıştı, bir gece Bakırköy sahilinde efkarlı efkarlı otururken yanına biri yaklaşmış. Bizimki “eyvah başım belada” diye düşünürken, gelen kişi çantasından çekirdek çıkarıp “Ay bu ne surat be, Karadeniz’de gemilerin mi battı, yoksa manitan mı terk etti?” diye sormuş. Sonrası mı? Sabaha kadar süren bir dertleşme, bol kahkaha ve “boşver be hayat güzel” mottosuyla ayrılan yollar. İşte bu samimiyet, hiçbir senaryoda yazılamayacak kadar gerçek.
Onların maceraları bitmez. Bir taksiye binersiniz, şoför size bir önceki müşterisinin anlattığı hikayeyi anlatır gülmekten yolu şaşırırsınız. O müşteri muhtemelen Bakırköy’ün o nevi şahsına münhasır simalarından biridir. Hayatı bu kadar dolu dolu, korkusuzca ve en önemlisi eğlenerek yaşayan insanlara imrenmemek elde değil. Sanki hepsinin cebinde gizli bir mutluluk tozu var ve gittikleri her yere bunu serpiştiriyorlar.
Modanın Kalbi Nişantaşı Değil, Bakırköy Atıyor (Bence!)
Tamam, abartıyor olabilirim ama bir dinleyin. Moda dergilerindeki o donuk suratlı mankenleri bir kenara bırakın. Gerçek stil, cesaret ister. Ve bu cesaretin kitabını Bakırköy travestiler yazıyor desem yeridir. O renk uyumları, o aksesuarlar, o saçlar… Bazen bakıyorsunuz, “bu parça bununla nasıl olur?” diyorsunuz ama o kadar güzel taşıyorlar ki, “evet, olurmuş” diyip şapka çıkarıyorsunuz.
Bakırköy’ün o meşhur pasajlarını bilirsiniz. Yeraltı çarşısı falan… İşte buraların en sadık ve en zevkli müşterileri onlardır. Bir bluzu alıp, üzerine iki taş yapıştırıp, makasla biraz oynayıp onu Haute Couture bir parçaya dönüştürme yetenekleri var. Bu yaratıcılık, aslında hayatta kalma ve var olma mücadelesinin estetik bir dışavurumu belki de. “Bana sunulanla yetinmem, ben kendi tarzımı yaratırım” diyorlar resmen.
Hatta bir gün bir kozmetik mağazasında denk geldim. Birisi, yanındaki arkadaşına fondöten seçiyordu. Satış görevlisi kızcağız bile kenara çekilmiş, ağzı açık onları izliyordu. “Kızım o ton seni zombi gibi gösterir, al bunu sür, cildin ışıldasın, gören dönüp bir daha baksın” diye verdiği tavsiyeyi, dünyanın en ünlü makyözü veremezdi o samimiyetle. Yani demem o ki, stil ve bakım konusunda ders almak isterseniz, adres belli.
“Ay Şekerim, Olaylar Olaylar…”
Dedikodu demeyelim de, “durum değerlendirmesi” diyelim. Bakırköy sokaklarında kulaktan kulağa yayılan o efsanevi hikayelerin başrolünde hep onlar vardır. Bakırköy travestiler camiasında her gün yeni bir “olay” patlak verebilir. Ama bu olaylar öyle kavga gürültü değil ha, yanlış anlaşılmasın. Genelde yanlış anlaşılmalar, komik karşılaşmalar üzerine kuruludur.
Mesela geçenlerde duyduğum bir hikaye: Bizimkilerden biri, internetten tanıştığı bir beyle buluşacak. Beyefendi biraz utangaç, bizimki ise maşallah enerji santrali gibi. Buluşma yeri Bakırköy Meydan. Adamcağız elinde çiçekle bekliyor. Bizimki bir geliyor, topuklularla 1.90 boy, saçlar savruluyor. Adamcağızın nutku tutuluyor tabii. Ama asıl bomba sonra. Meğer adamın eski sevgilisi de o sırada oradan geçmesin mi? Bizimki durumu hemen çakıyor, adamın koluna girip “Ay hayatım, bu mu seni üzen o pasaklı?” diye bir giriş yapıyor, ortalık yıkılıyor. Eski sevgili şok, adam şok ama içten içe bir zafer kazanmışlık hissi… İşte bu pratik zeka, bu anı yönetme beceresi kimsede yok!
Bu hikayeler, Bakırköy’ün sözlü tarihinin bir parçası aslında. Her köşe başında, her kafede anlatılacak bir anıları mutlaka vardır. Ve en güzeli de, bu anılarını anlatırken kendileriyle de dalga geçebilmeleridir. Komplekssiz, maskesiz ve olduğu gibi…
Sanal Alemde Bakırköy Rüzgarı
Tabii devir teknoloji devri. Artık maceralar sadece sokakta değil, dijital dünyada da tam gaz devam ediyor. Sosyal medyayı, arkadaşlık uygulamalarını o kadar aktif ve eğlenceli kullanıyorlar ki, takip etmemek imkansız. Ama yine de Bakırköy travestiler dendiğinde o fiziksel etkileşimin, o yüz yüze samimiyetin yerini hiçbir şey tutmuyor.
İnternetteki o soğuk, mesafeli profillerin aksine, onların profilleri bile cıvıl cıvıl. “Hayat kısa, kuşlar uçuyor, ben de uçuyorum şekerim” tadında biyografiler, filtresiz (ya da bol filtreli ama kimin umurunda!) fotoğraflar… Sanal alemde bile o Bakırköy sıcaklığını hissedebiliyorsunuz. Bazen yaptıkları canlı yayınlara denk geliyorum, binlerce kişi izliyor. Neden? Çünkü insanlar o doğal muhabbeti, o hesapsız kitapsız eğlenceyi özlüyor.
Bir Bakırköy Gecesinde Neler Yapılır? (Rehber Niteliğinde Olmayan Rehber)
Diyelim ki yolunuz düştü, canınız sıkkın veya sadece eğlenmek istiyorsunuz. Bakırköy’desiniz. Ne yapmalısınız?
- Meydanı Kesin: Önce bir meydana çıkın, insanları izleyin. O kalabalığın akışına kendinizi bırakın.
- Sahile İnin: Deniz havası alın ama gözünüz açık olsun. Her an yanınızdan geçen şen şakrak bir grupla sohbete başlayabilirsiniz.
- Pasajları Gezin: Belki alışveriş yapmazsınız ama o atmosferi solumak bile yeter.
- Kahve Molası: Bir kafeye oturun ve etrafı dinleyin. Bakırköy’ün dedikodusu boldur, kulağınıza çalınanlarla roman yazarsınız.
Ve eğer şanslıysanız, Bakırköy travestiler grubundan biriyle tanışıp, gecenizi unutulmaz kılacak bir sohbete dalabilirsiniz. Önyargılarınızı evde bırakın, “elalem ne der” gömleğini çıkarın ve sadece anın tadını çıkarın. Çünkü onlar öyle yapıyor. Ve inanın bana, bizden çok daha iyi biliyorlar yaşamayı.
“Bizimkiler” Diye Sahiplenmek
Aslında yazının başından beri anlatmaya çalıştığım şey şu: Bu insanlar, uzaydan gelmedi. Onlar bizim komşumuz, kuaförümüz, markette sıra beklediğimiz kişi… Bakırköy’ün o güzel dokusunun ayrılmaz bir parçası onlar. Bazen toplumun onlara yüklediği o ağır bakışlara inat, kahkahayı bir kalkan gibi kullanıyorlar. O şen kahkahaların altında bazen hüzünlü hikayeler yatsa da, dışarıya yansıttıkları o güçlü profil, hepimize ders niteliğinde.
Bakırköy’de yaşayanlar bilir, burada bir “mahalle kültürü” hala vardır. Ve bu kültürün içinde Bakırköy travestiler de kendilerine has, saygın ve renkli bir yere sahiptir. Esnafla şakalaşmaları, kedileri beslemeleri, semtin delisine sahip çıkmaları… Bunlar hep o görünmeyen ama hissedilen bağın parçalarıdır.
Hayat Ciddiye Alınacak Kadar Uzun Değil!
Kıymetli okurlar, uzun lafın kısası; Bakırköy sadece beton binalardan ibaret değil. Bakırköy bir his, bir tavır, bir yaşam biçimi. Ve bu yaşam biçiminin en parlak, en simli, en neşeli taşları da travesti arkadaşlarımız. Onların olduğu yerde kasvet barınamaz, sıkıcı bir sessizlik olamaz.
Eğer bir gün Bakırköy sokaklarında yürürken, yüksek topukları üzerinde bir kuğu gibi süzülen, etrafa gülücükler saçan birini görürseniz, başınızı çevirmeyin. Gülümseyin. Hatta “Ne kadar şıksınız!” deyin. Alacağınız o “Ay sağ ol bebeğim, senin de havan yerinde hani!” cevabı, gününüzü aydınlatmaya yetecektir.
Unutmayın, hayatın gri tonları zaten her yerde. Önemli olan o griliklerin arasına pembeleri, morları, simleri serpiştirebilmek. Bakırköy travestiler bunu çok iyi başarıyor. Bize düşen de bu gökkuşağına saygı duymak ve mümkünse bir ucundan tutup o neşeye ortak olmak.
Hadi bakalım, şimdi herkes aynaya baksın ve kendine bir öpücük atsın. Çünkü siz de en az Bakırköy kadar özelsiniz! Bir sonraki yazıda görüşmek üzere, rujunuz bozulmasın, neşeniz solmasın!

