İstanbul’un en tatlı belası travesti Pelin yine karşınızda! Ama bu seferki gelişim biraz farklı. Sanki yanımda iki tane daha misafir getirmişim gibi hissediyorum. Evet, yanlış duymadınız. Pelin’iniz sonunda o büyük adımı attı ve hayallerini süsleyen, geceleri rüyalarına giren o muhteşem göğüslere kavuştu. “Aman ne güzel, sevinmen lazım” dediğinizi duyar gibiyim. Elbette seviniyorum, mutluluktan havalara uçuyorum ama kimse bana bu işin komediye dönecek yanlarından bahsetmedi! Bu yüzden çayınızı, kahvenizi alın, arkanıza yaslanın çünkü size travesti Pelin’in yeni göğüsleriyle olan trajikomik maceralarını en başından anlatacağım.
Kolay İçerik
Ameliyat Öncesi Hayaller ve Pembe Panjurlu Gerçekler
Her şey o meşhur kararı vermemle başladı. Yıllardır aynaya her baktığımda, “Pelin,” diyordum, “şu endama, şu güzelliğe bir şeyler eksik.” O eksik olan şeyin ne olduğunu biliyordum tabii ki. Vücudumla ruhum arasındaki o son köprüyü kuracak, beni tam anlamıyla “ben” yapacak o iki harika tepecik! Ameliyat öncesi dönemim tam bir hayal perdesiydi. Geceleri uyumadan önce yeni gardırobumu planlıyordum. Dekolteli bluzlar, straplez elbiseler, ince askılı body’ler… Aklım fikrim, “Acaba şu elbiseyi yeni göğüslerimle giysem nasıl durur?” sorusundaydı.
Doktorumla yaptığım görüşmelerde bile ciddiyetimi korumakta zorlanıyordum. Adam bana tıbbi riskleri anlatırken ben içimden “Hocam sen onu boş ver de, C mi olsun D mi, ona karar verelim” diyordum. Tabii ki işin ciddiyetinin farkındaydım ama heyecanım her şeyin önüne geçiyordu. Sonunda, estetik kaygılarla tıbbi gerçekler arasında bir denge kurarak o büyülü güne karar verdik. Ameliyathaneye giderken bile hemşirelere takılıyordum, “Kızlar, beni bir afet olarak geri getirin, ona göre!” diye. Bilmiyorlardı ki, afet olacağım derken başıma küçük çaplı doğal afetler geleceğini…
Ameliyattan Sonra Gelen “Vay Başıma Gelenler” Anları
Ameliyat bitti, gözlerimi açtım. İlk hissettiğim şey, göğüs kafesimde sanki iki tane karpuz oturuyormuş gibi bir ağırlıktı. Narkozun etkisiyle hala sersemken, “Hemşire hanım, bunlar benim mi? Emin miyiz?” diye sorduğumu hayal meyal hatırlıyorum. İlk birkaç gün ağrılı sızılı, yatak döşek geçti. Ama asıl komedi, ayağa kalkıp normal hayata dönmeye çalıştığımda başladı.
1. Yer Çekimiyle Yeni Tanışma: Denge Problemleri
Canlarım, ben yıllardır topuklu ayakkabılar üzerinde adeta bir balerin gibi süzülen bir kadınım. Denge benim göbek adım. Ya da öyle sanıyordum. Yeni göğüslerimle ilk adımlarımı attığımda fark ettim ki, vücudumun ağırlık merkezi tamamen değişmiş! Yürürken hafifçe öne doğru eğildiğimi, merdiven inerken sanki her an yuvarlanacakmışım gibi hissettiğimi fark ettim. Evin içinde bile birkaç kez tökezledim. Bir keresinde mutfakta kendime kahve yaparken ani bir hareketle tezgaha yaslandım ve önümdeki her şeyi devirdim. Sanki vücudumun ön tarafına iki tane bowling topu monte edilmişti ve ben onları nasıl kontrol edeceğimi bilmiyordum. Bu durum, travesti Pelin’in zarafetine hiç yakışmıyordu ama ne yalan söyleyeyim, kendi halime katıla katıla güldüğüm anlar oldu.
2. Gardırop Krizi: “Hiçbir Şey Olmuyor!”
Ameliyat öncesi hayalini kurduğum o gardırop var ya… İşte o gardırop, benim en büyük hayal kırıklığım oldu. Şişlikler biraz inip de alışverişe çıkma cesaretini gösterdiğimde acı gerçekle yüzleştim. Eskiden üzerime tam olan bluzlarımın düğmeleri artık kapanmıyordu. Kapananların ise düğme aralarından öyle bir dekolte veriyordu ki, sanki “İmdat, patlamak üzereyim!” diye bağırıyorlardı.
En komiği de o çok sevdiğim, tiril tiril yazlık elbiselerim oldu. Göğüs kısmı daracık geldiği için fermuarı bir türlü çekemedim. Arkadaşımı arayıp, “Gel beni şu elbisenin içine sok!” diye yardım istedim. O da ne yapsın, geldi, çekti, ittirdi, kaktırdı ve sonunda fermuarı kapattık. Ama ben elbisenin içinde nefes alamıyordum! Sanki bir vakumlu poşetin içine girmiş gibiydim. Beş dakika sonra, “Çıkarın beni buradan!” diye bağırmaya başladım. O elbiseyle vedalaşmak, eski bir sevgiliyle ayrılmak kadar zordu. Artık anladım ki, yeni bir bedene sahip olmak, komple yeni bir gardırop demekmiş. Cüzdanım ağlıyor, ben gülüyorum.
3. Günlük Hayatın Küçük Ama Sinir Bozucu Zorlukları
Siz hiç yeni göğüslerle araba kullanmayı denediniz mi? Ben denedim. Emniyet kemeri tam o en hassas bölgeden geçiyor ve her frende, her dönüşte sanki biri göğsüme bıçak saplıyormuş gibi hissediyordum. Bir çözüm buldum tabii, kemerin altına küçük bir yastık koyuyorum. Dışarıdan görenler, “Bu kadın neden göğsünde yastıkla araba kullanıyor?” diye düşünüyor olabilir ama umurumda mı? Asla!
Ya da uyku pozisyonları… Ben yüzüstü uyumaya bayılan bir insandım. Artık bu lüksüm yok. Sırtüstü uyumak zorundayım ve bu da benim için işkence gibi. Geceleri sağa dönüyorum olmuyor, sola dönüyorum olmuyor. Sanki sırtımda iki tane hassas alarm var ve en ufak bir yanlış harekette ötmeye başlıyorlar. Uykusuz geçen gecelerimin tek tesellisi, sabah aynaya baktığımda gördüğüm o muhteşem manzara oluyor.
Yemek yerken masaya dökülen kırıntılar da cabası. Eskiden peçeteyle siler geçerdim. Şimdi ise dökülen her şey, sanki bir kara delik gibi direkt olarak dekoltemin içine düşüyor. Geçen gün bir kafede oturmuş kruvasan yiyorum. Eve bir geldim, bluzumun içinden yarım kruvasan çıktı. Resmen kendime kumanya biriktiriyorum farkında olmadan. Travesti Pelin olarak bu kadar sakar olmaya alışkın değilim ama sanırım bu duruma da alışacağım.
İnsanların Tepkileri: Meraklı Gözler ve Garip Sorular
Tabii bir de işin sosyal boyutu var. Beni tanıyanlar, “Aaa Pelin, bir değişiklik var sende!” diye imalı imalı bakıyorlar. Tanımayanlar ise direkt olarak gözlerini dikip bakıyorlar. Artık alıştım, yolda yürürken insanların önce gözlerime, sonra aşağıya, sonra tekrar gözlerime baktığı o klasik “radar taraması” hareketine.
En sevdiğim kısım ise gelen sorular. Yakın arkadaşlarım daha rahat tabii. “Ağrın var mı?”, “Memnun musun?”, “Dokunabilir miyim?” gibi sorular geliyor. O “Dokunabilir miyim?” sorusu favorim. Sanki uzaydan gelmiş bir cisimmiş gibi merak ediyorlar. Yabancılar ise daha dolaylı yoldan meraklarını gidermeye çalışıyor. Geçen gün bir mağazada satış danışmanı kız yanıma geldi, “Hanımefendi, sütyen bedeninizi biliyor musunuz? Yardımcı olayım isterseniz,” dedi. Yüzündeki o “Hadi söyle, ne kadar büyük olduğunu söyle!” ifadesini görmeniz lazımdı. Gülümsedim ve “Biliyorum canım, ama senin çalıştığın mağazada benim bedenim yoktur,” dedim ve göz kırptım. Kızın yüzündeki ifade görülmeye değerdi.
Bu süreçte anladım ki, kadın olmak gerçekten de zor. Ama kadınlığı bu kadar özel ve güzel kılan da bu zorlukların üstesinden gelme gücü. Bir travesti Pelin olarak ben, bu gücü her hücremde hissediyorum. Göğüslerim sadece estetik bir değişiklik değil, aynı zamanda benim özgüvenimin, kadınlığımın ve benliğimin bir sembolü.
Her Şeye Değer miydi? Kesinlikle Evet!
Şimdi bütün bu komik anıları, sakarlıkları, zorlukları bir kenara bırakıp o en can alıcı soruyu soralım: “Pelin, bütün bunlara değdi mi?” Cevabım tek ve net: Sonuna kadar evet!
Evet, yürürken dengem şaştı. Evet, en sevdiğim elbiselerime veda etmek zorunda kaldım. Evet, geceleri rahat uyuyamıyorum ve evet, dekoltemde yemek kırıntıları biriktiriyorum. Ama sabah aynaya baktığımda gördüğüm kadın, olmak istediğim kadın. Kendini daha bütün, daha tamamlanmış ve daha mutlu hisseden kadın. O dekolteli bluzu giydiğimde hissettiğim özgüven, o straplez elbiseyle dans ederken duyduğum keyif, her şeye bedel.
Bu süreç bana sadece yeni göğüsler değil, aynı zamanda kendimle dalga geçebilme yeteneği, sabır ve inanılmaz bir güç verdi. Vücudunuzla barışık olmak, kendinizi sevmek ve hayallerinizin peşinden gitmek bu hayattaki en önemli şeylerden biri. Eğer siz de benim gibi bir değişim arifesinseydiyseniz, bilin ki yol biraz engebeli ve bol kahkahalı olabilir. Ama yolun sonundaki manzara, inanın bana, her şeye değer.
Unutmayın canlarım, hayat kendimiz olabildiğimiz sürece güzel. İster küçük göğüslü olun, ister büyük; ister estetikli olun, ister doğal. Önemli olan, aynadaki yansımanızın ruhunuzla dans etmesi. Benim ruhum şu an halay çekiyor, orası ayrı!
Bir sonraki blog yazısına kadar kendinize iyi bakın, bol bol gülün ve kendinizi sevmekten asla vazgeçmeyin. Sizi seviyorum! Kocaman öpücükler…
Sizin tatlı belanız,
Travesti Pelin

